Yaşam Büfesinde “Yaratıcı Özgüven (KeL1.2)”

“…Etkin iletişimde derinlik nasıl oluşur ? > Cevap ne zaman önemlidir ? > Doğru soru zamanla bir biçimde kendi cevabını bulabilir mi ? > Bu becerilerin gölge tarafları var mıdır ?…”

En değerli hazineniz nerededir ?

Merhaba

Önceki yazımda, özetle, “dikkatin geçmiş/pişmanlık ve gelecek/kaygı yerine şu ana sabitlenmesinin” etkilerini “KeL1.1.“ile anlatmaya çalıştım. “Kendine Liderlik” evresinde ikinci beceri (LKeL1.2.) Kendinin Değerini Bilmek ve Kullanmak“tan söz edeceğim. Bu beceriyi görünce ne kadar ilgili bilmiyorum ama Mayıs 1992 yılında Fethiye-Kemer’de bayimiz Kadir Ö. nin kapısının önünde yaptığım çiftçi toplantısını anımsadım.

Pamuk pazarına verdiğimiz yeni bir yabancı ot ilacımızın (DxxL)lansman sonrası son kullanıcı şikayetleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Şikayetler doğal; her zaman oluşur. Çoklukla kullanıcı hatalarından kaynaklanır.

İlaç pamuk ekiminden önce toprağa karıştırma şeklinde (ppi / pre plant incorportaion) kullanılıyor. Pamuk üreticisi bu kullanma tarzına yabancı değil. Pamuk pazarının bu segmentinde kullanılan yabancı ot ilaçlarının yüzde doksanının aktif maddesi trifluralin. Bizim ilacımız farklı bir gruptan. Çamurköy’den Hasan bizim ilacımızdan on beş litre almış kullanmış; fakat hedef ot olan Topalaklar (Cyperus spp.) ölmemiş. Hasan, Kadir’e demiş ki “İlaç işe yaramadı; parasını ödemem”. Kadir baş edememiş. Satışçımızı (BT) çağırmış. Satışçımız Hasan’la görüşmüş; ikna edememiş. Kadir durumu bölge müdürümüze (EK) iletmiş. Benim de Fethiye’de ruhsat amaçlı ilaç geliştirme denemelerim var. Bölge müdürü ilgilenmemi istedi.

Kemer’e gittim. Kadir, Hasan’ı çağırdı. Kemer’in pazarıydı. Üzerimde kırmızı tulum, elimde bir DxxL ilacı. Kapının önüne bir masa kurdum. Karşımda Hasan. Etrafımızda ayakta onu aşkın meraklı çiftçi. Hasan’la konuşmamızı SSTC Öğrenme ve Ustalık Yolcuklarında Müşteri Responlarının Ele Alınması‘nda aynen işlerim.

Önce “Nasıl kullandın ?” diye sorarım ki hemen her zaman kullanıcı şikayetçi olacaksa daha önce hiç okumadığı ilacın etiketini ezberleyip de gelir. Hasan da öyleydi. Verdiği cevaba göre Hasan doz, zaman ve kullandığı alet konusunda uygulamayı doğru yapmıştı. Doğruları o güne kadar kullanmakta olduğu trifluralin grubu ilaçlar için deneyimlerine dayanıyordu. O ilaçlar toprağın on beş santim derinliğine karıştırılırken bizim ilacımızın beş santim derinliğe karıştırılması gerekiyordu.

Doz, zamanlama ve alet konusunda doğrularını “aferin”le öğrendikten sonra kritik sorum geldi: “Hangi karıştırma aletini kullandın ?”. Yanıtı “Diskaro” oldu; doğru alet. “Peki diskaroya kaç diş açı verdin ?” Yanıtını alınca ikinci soruyu sordum “Bu açılı diskaro toprağı kaç santim derinliğe karıştırır ?” Yanıtı dürüsttü “15cm“dedi. Devam ettim “Peki DxxL ilacının etkiketinde kaç santim derinliğe karıştır yazıyor ?. Okudu “5 cm”… Diyalog daha olumlu gelişti ve Hasan hem borcunu ödedi hem de ayrılıp giderken “Doktor bey seneye doğru kullanıcam” dedi.

Buraya kadar yazdığım öykünün yazımla bağını kuramamış olabilirsiniz. Ayrılırken Kadir’in şu sözüne bakarsanız bağı görürsünüz: “Mustafa abi, sen her hafta buraya gel; bir masa kuralım. O akşam da bir yetmişlik rakıyla ziyafet de benden..” Rakı içtiğime hem de yetmişliği devirebileceğime nasıl hükmetmiş olabilir ki…

Demem o ki farkına varsanız da varmasanız da siz her zaman hedefe ulaşma yolunda değerli bir araçsınız ve kendinizi sorgulayıp sahip olduğunuz değerlerle “şimdinin gücüyle anda olup” kendinize liderlik ederseniz gücünüzü açığa çıkarırsınız. Bunu yaparsanız kendi duygularınızı, sezgilerinizi bir “ölçüm cihazı” gibi okuyabilirsiniz ve:

  • Ortamın görünmeyen gerilimlerini hissedersiniz,
  • İnsanların söyledikleriyle hissettirdikleri arasındaki farkı yakalarsınız ve
  • Etkin iletişimde oluşan derinliği görürsünüz.

Burada kritik olan bağ, ilk temel beceri olan “anda olmak“tır ki diğer tüm becerileri etkinleştirmenin zeminidir anda olmak… Anda olamazsanız sahip olduğunuz değerlerin etkisi “gürültü” içinde kaybolur; ölçemezsin. Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: Sadece ölçülebilen değerler gelişir. Ölçemezseniz geliştiremezsiniz, ölçemezseniz yönetemezsiniz.

“KeL1.3.deki becerinin ne olduğunu bilmek ister misiniz ?

Öykücü (sen seni bil sen seni…)