“…Bir adam her sabah uyanıp şikâyet ederdi: “Yine mi aynı gün ?”Bir bilge ona dedi ki: “Hayır. Aynı gün değil. Sana verilmiş yeni bir gün. Sen sadece paket kâğıdını açmadan hüküm veriyorsun.”..; Yaşlı bir saat ustasına genç bir adam gelir. “Usta,” der, “mutluluğun sırrı nedir? Geçmişim yük, geleceğim sis.” Usta cevap vermez. Tezgâhın altından küçük bir kutu çıkarır, kurdeleyle sarılmıştır. Gence uzatır. “Bu senin için bir present.”Genç adam heyecanla kutuyu açar. Kutunun içi boştur. Sadece kapağın içine küçük bir not iliştirilmiştir: “Bu kutunun içi boş değil. İçinde sana verilmiş tek şey var: Bu an.”…Her sabah alarm sesi değil, hayatın kapı zili çalar. Açarsan içinde yeni bir gün vardır; nasıl bir gün ?..”
Ben, Bugün’ü “hak edilmişin bir fazlası bir gün” sanıyordum; meğer, değilmiş; peki nasıl bir günmüş ?”
Biyoteknoloji Günlerinde altıncı yılım “Yaşam Büfesi”; PLN-SSTC: Toplantı disiplini; SSTC üç öykü 1.Nasıl doçent oldum ?
Merhaba
Beni yoran bir yoğunlukta yol aldığımı gördüm. Kendime dur demeye çalıştım. Paris’in doksan kilometre uzağından bahçemdeki Çeşme’nin Greyfurtuna dönmeye çalıştım. Bu çabamı “Kendine Liderlik” teki birinci beceri olan “KeL1.1.Being Present / Anda Olmak” olduğunu düşünüyorum. Çoklukla ihmal ettiğim bu becerimi güncellemek; baltayı bilemek istedim. Bunu hem Latincenin “carpe diem“i hem “Şimdinin Gücü” olarak önemsedim. Bu kararla yazmaya çalıştım. Ancak ilk anda yine yoldan saptım. Bu sapmanın nedeni “Present” sözcüğü oldu. Hem “Şimdi” hem “Hediye” anlamı olan bu sözcüğe çıpalanıp kaldım. Bakalım nasıl kurtulup özüme döneceğim. Düşündüm ve anladım ki; ilk amacıma dönemeyeceğim. Anda kaldım ve “Present” ile devam edeceğim. Yazımın başlığı “Yönlendirilmiş İmgeleme” idi. Değiştirdim ve “Present” yaptım. Halbuki şöyle sürdürecektim yazımı: “An apple per a day keep doctor away” ve buradan yoğunlaşmamı azaltacaktım. Her güne sadece bir tek “Küçük Beceri” sığdıracaktım. Yayılma yerine derinleşmeye çalışacaktım. Paradigmam değişti. Seçtiğim küçük beceriden “Present>Presence“e dönüştü zihnimin rotası..
“İlham Veren Liderlik“te birincisi “Kendine Liderlik: Birinci Küçük Beceri (KeL1.1.Being Present / Anda olmak)” için içime bakmaya başladım. “Present” sözcüğünün hem “şimdi” hem “hediye” anlamına geldiğine takılıp kaldım. Bunun anlam genişliğini “carpe diem” ve “şimdinin gücü“yle de buluşturup öykülendirmek istiyorum. “Present” sözcüğünün bazen tek bir kelimenin, bir kitap kadar bilgelik taşıyabildiğini görüyorum. İngilizcede “Present“, hem “Şimdi” hem “Armağan” olunca sanki dil bize sessizce şöyle diyordu:
Gerçek hediye, içinde bulunduğun andır...Ve Gerçek an, ancak fark edildiğinde hediyeye dönüşüyor.
Carpe Diem — “Günü yakala” ama çoğu kişinin sandığı gibi hoyratça tüketmek değil; günü uyanıkça kavramaktır. Nasıl mı ? Çok basit:
- Açmış bir çiçeği görmek,
- Ertelenmiş bir sözü söylemek,
- Sevdiğine içten bakmak,
- Doğru kararı bugünde almak… Yani,
Hayatı yarına ertelememek > Şimdinin Gücü ise daha içsel bir çağrıdır:
- Geçmiş pişmanlık taşıyor,
- Gelecek kaygı taşıyor; fakat
- Şimdi nefes taşıyor.
- Şimdi temas taşıyor.
- Şimdi yaşam taşıyor. Zihin geçmişte dolaşırken veya gelecekten ürkerken hayat sessizce yanımızdan geçer gidiyor. Buna dur demek gerek.
Bir Öykü; Yaşlı bir saat ustasına genç bir adam gelir. “Usta,” der, “mutluluğun sırrı nedir? Geçmişim yük, geleceğim sis.” Usta cevap vermez. Tezgâhın altından küçük bir kutu çıkarır, kurdeleyle sarılmıştır. Gence uzatır. “Bu senin için bir present.” Genç adam heyecanla kutuyu açar. Kutunun içi boştur. Sadece kapağın içine küçük bir not iliştirilmiştir: “Bu kutunun içi boş değil. İçinde sana verilmiş tek şey var: Bu an.” Genç adam şaşırır. Usta gülümser, duvardaki onlarca saati gösterir: “Bak evlat, bazı saatler geçmişi gösterir; bazıları geleceği hayal eder. Ama çalışan bütün saatlerin ibresi yalnızca şimdiyi gösterir.” Sonra ekler:
“İnsanlar zamanı para sanır, oysa zaman hediyedir. Parayı kaybedince biraz eksilirsin; anı kaybedince geri getiremezsin.”
Genç adam kapıdan çıkarken ilk kez rüzgârın sesini duyar, gökyüzünün rengini fark eder, adımlarının yere değdiğini hisseder. Ve anlar ki mutluluk gelmemiştir. Zaten hep buradadır.
Being Present (anda kalmak) için İçsel Yorumum şöyle ; KeL1.1 Being Present yalnızca fiziksel olarak orada bulunmak değildir.
Bulunduğun ana armağan gibi yaklaşmak ve kendini de o ana armağan etmektir.
Bir lider toplantıya girdiğinde sadece bedenini getirirse yoklama tamamlanır. Ama
- dikkatini,
- merakını,
- dinginliğini ve
- samimiyetini getirirse “anda olmak” gerçekleşir.
Sözün özü; hayatın bize her sabah verdiği paket, yarın değil bugündür ve açılmayı bekleyen en değerli hediye, şu andır.
Sanırım “Upclose and Personal” filmindeydi bir söz hatırlıyorum. Şöyleydi: “Yaşadığımız her gün hak ettiğimizin bir fazlasıdır.” Bunun çok güçlü ve sarsıcı bir söz olduğunu düşünürdüm her zaman. Bugün “Present” sözcüğünün geniş anlamı içinde şöyle bir düzeltmeyi yararlı görüyorum:
“Bugün bize borçlu olunan bir gün değil; bağışlanan bir gündür.”
“Yaşadığımız her gün hak ettiğimizin bir fazlasıdır” cümlesi,
- İnsanın sıkça düştüğü hak sahipliği yanılsamasını kırsa da,
- Çoğu zaman yarını garanti sanırız,
- Sağlığı doğal hak sayarız,
- Sevdiklerimizin hep yanında kalacağını varsayarız.
- Oysa gerçek daha kırılgandır. Bu söz üç kapı açar:
- Şükran Kapısı :
- Bugün sıradan değil, eklenmiş bir gündür.
- Uyandığımız sabah, otomatik değil mucizevidir.
- Sorumluluk Kapısı:
- Madem fazladan verilmiş bir gün, onu hoyratça harcamak yerine anlamlı kullanmak gerekir.
- Tevazu Kapısı:
- Hayat kazanılmış bir maaş değil, her gün yenilenen bir armağandır.
Bu üç kapı bizi “present = hediye + şimdi” temasına açılıyor. Yine de duyduğum söze sadık kalmak istersem şöyle bir sentez yapabilirim:
Eğer her gün hak ettiğimizden bir fazlaysa, her sabah kapımıza bırakılmış yeni bir present’tir.
Küçük Bir Öykü; Bir adam her sabah uyanıp şikâyet ederdi: “Yine mi aynı gün?” Bir bilge ona dedi ki: “Hayır. Aynı gün değil. Sana verilmiş yeni bir gün. Sen sadece paket kâğıdını açmadan hüküm veriyorsun.”
Şimdi “Present / Presence” sözcüğünü Liderlik Boyutu (KeL1.1 Being Present) ile ele alırsam şunları düşünürüm:
- Bir lider güne “Bugün de iş var” diye girerse enerji düşürür;
- “Bugün bana verilmiş ekstra bir fırsat günü” diye girerse varlığı değişir. Çünkü,
- Presence sadece anda olmak değildir;
- Anın kıymetini bilerek orada olmaktır.
Şimdi (04.2026) kendimi sorguluyorum ve yirmi bir yıl önce (05.2005) Paris’teki şatonun gün ışığı gören salonunda “Konuşma Halkası“nda aldığım kıvılcım, bugün Greyfurt’un bol çiçeği ve mis kokusu altında nasıl ateşe, ışığa dönüştü iç dünyamda. Bakalım dışa yansıyacak mı ?
Özetlersem düşünce hattım şöyle bir gelişme içinde güçlendi:
Present → Hediye → Şimdi → Şükran → Presence.
Bu çizgi sıradan bir kelime oyunu gibi mi görünüyor yoksa daha fazlası mı ? Bir yaşam ve liderlik felsefesi mi ? (devam edecek)
Öykücü (quam minimum credula postero)












