Yaşam Büfesinde “LAL (1)”

“…Hayatı yaşamaya değer kılan nedir ? Eksik olan nedir ?; Sevgiyi nasıl bilirim, nasıl gösteririm ?; Cevaplar nerede ? Neyi öğrenmeliyim ? Neyi unutmalıyım ?; Nasıl hatırlacağım ? Neyi hayal ediyorum ? İçimdeki ateş nedir ?…(*)

Ne günlere kaldık Allah’ım ! İlgi alanımda kapatılan üniversite ve işgal edilen siyasi parti merkezi var. Etki alanıma ruhumda biriken küfürleri haykıra haykıra dile düşürmek var ki bundan sıyılıp sekseninden sonra başımı derde sokmamak için odağımı değiştirmeliyim. Edepsiz gibi görünen ama aslında Rücû şiiri ustası olan masum Vehbi’nin bir beyitinin ilk mısrasındaki “Lal” ile kendi “LAL”imi bulup içsesimle kendimi teselli etmek istiyorum:

“…Lal-u şarap içirem ve ıslatıp geçirem…”

Ne zaman yaşlanır insan ?

Fotoğraftak kuşak (nesil) tanımlamam takılmayın; onları ben kendi algıma göre uydurdum; Önemli olan fotoğrafın dili ve “Yaşam Mimarlığında: Musto Dede & Nezuş Babaanne’den TriBros EKÜ’ye aktarılan manevi miras (LAL: Leave A Legacy: Bir Miras Bırakmak)

Merhaba

Bu seri yazılarımda (LAL); “Puting All Together (Sözün Özü)” çerçevesinde kendimi ve aileme bırakmak istediğim manevi mirasla yorumlamaya çalışacağım. Uzun bir seri olacak nefesim yeterse. O nedenle “Sabır Sınavı Sınırlarını (SSS)” zorlamadan kısa bölümlerle sürdürmeye çalışacağım; kendi sabrıma söz geçirebilirsem.

Fotoğrafın dilini bir sonraki yazımda (LAL2) ifade etmek üzere bu sohbetin son sözlerini (Mümin Sarıkaya’nın melodisini paylaşarak (https://www.youtube.com/watch?v=K7z3590-Mt0) yazımı bitirmek istiyorum:

“…Kendime gönül ferahlığı, Nezuş’a huzur, oğullarıma denge, torunlarıma da merak ve hikmet nasip olmasını istiyorum. Bu sohbeti derlemeye çalışırken şunu hissettim: Ben artık sadece “başarı hikâyesi” toplamıyorum; anılarımdan ve öykülerimden anlamı damıtmaya çalışıyorum…” Ve belki de; sekseni aştığım şu günlerde yaşam gölünün karşı kıyısına bakarken şöylesi sade bir bilgeliği bulmak istiyorum:

  • Hayatımın değerinin ne kadar çok şeye sahip olduğumda değil, neyin gerçekten önemli olduğunu ayıklayabildiğimde ortaya çıktığına inanıyorum ve işin en zor tarafı da günümüz sosyal medyası ve dijital baskısı altında “Dijital Detoks“a girmenin ne denli zor bir irade işi olduğunu da görüyorum. Bu nedenle;
  • Düne kadar her cuma evime yakın camiye birinci olarak girme çabasıyla en ön sıranın duvar dibinde kendimi sorgulamak, geçen bir haftanın içhesaplaşmasını yapmakla huzur bulduğu tefekkürden vazgeçip, neden şimdi yürüyüşümün molasında oturduğum banktan Sakız’ın sliuetinde denizle gökyüzünün buluştuğu ufuk çizgisindeki tefekkürü yeğlediğimi de ayrıca açıklarım. Şimdilik yürüyüşe çıkayım ve,

Ben ufka dalmışken; “LAL(2)” de “Puting All Together” çerçevesinde neleri paylaşacağımı bilmek ister misiniz ?

(devam edecek)

Öykücü (bona fide)


(*): Yazımın girişindeki sorular Franklin Covey Vakfı’na ait kısa bir videoda yer almaktadır.