Yaşam Büfesinde “Yaratıcı Özgüven (KeL1.5)”

“…Kontrolu gevşetirseniz, zihni zorlamadan ritmik hareketle düşünceyi akışına bırakırsanız ne olur ? İçsesinizi nasıl bulabilirsiniz ? İçsesinizi bulursanız nasıl bir lider olursunuz ?…”

İçsesinizi nasıl bulursunuz ?

Merhaba

Benim yaşımdakiler (seksenlikler) iyi bilir; ellili, altmışlı yıllarda siyah-beyaz kimi kovboy filmlerinin tanıtımında “..32 Kısım Tekmili Birden…” sözleriyle reklamı yapılırdı. Aklımıza hemen “Ufaklık” gelirdi ; Audie Murphy !).

Benim de anlatmaya çalıştığım beceriler kümesine ait yazılarım da tekmili parça parça bir seri oluşturacak.

KeL1.4: İçsesimi Bulma Yürüyüşleri,
Zihni zorlamadan, ritmik hareketle düşünceyi akışa bırakmaktır. Böyle yaptığımda,

  • KeL1.3’deki zihnimde tuttuğun sorular “çözülmeye” başlıyor,
  • KeL1.2’deki kendi değerimi bulma amaçlı iç sinyallerim daha net duyuluyor
  • Yaratıcı bağlantılar kuruluyor.. Dikkat, burada önemli olan yürüyüşün fiziksel olarak değil, içsel olmasıdır. Bu nedenle sezgi yürüyüşlerinin amacı ve beklenen fayda “kontrolü gevşetme pratiği” kazanmaktır.

Daha sonra detaylarına girmek umuduyla bu küçük beceri için birkaç anımı öyküleriyle yazıma eklemek istiyorum:

  1. Paris (Mayıs 2005) ve Sezgi Yürüyüşü Ortamı): Güneş ışığı gören toplantı salonundaki “Konuşma Halkası”nda “Sezgi Yürüyüşü“açıklandı ve bizi şatonun orman gibi bahçesinde serbest bıraktılar. Bize sadece şunu söylediler: “Kendinize bir soru sorun ve sorunun yanıtını bulmak için kendinizi zorlamayın. Etrafınızdaki börtü böcek kuş seslerini kendinizi zorlamadan dinleyin, rüzgarın yapraklardaki hışırtısını, güneş ışığının dallar arasından süzülen huzmelerine odaklanmadan bakın.. Yürüyüşünüzü akışına bırakın ve bu yürüyüşün aslında içinize doğru olması için gevşeyin…” Ben de öyle yaptım. Amazon ormanları gibi yüksek ağaçlar arasından güneşin zar zor yerdeki eğreltilere, yerlerdeki su birikintilerine ulaştığı yerlerdeki yansımalarına dalgın dalgın rastgele baktım; sesleri ruhumda bir melodi gibi hissettim ve bunların etkisinin hepsini bilinç altı olarak kendiliğinden oluşmasına izin verdim (melankolik bir vaziyette)…”Sonunda “Sezgi Yürüyüşlerinin İçsesimi Bulmak” olduğunu anladım; öğrendim. Yazımın girişine de bu nedenle Yaşar Üniversitesi‘nde yaptığım kapanış konuşmasındaki “İlham Veren Liderin Pusulası” çerçevesindeki bir kareyi ekledim.
  2. Koca koca adamların (başta SynCEOM.P. olmak üzere) 2004 (!) yılında Girit Adası(!)’nda ayrı ayrı dolaşarak yaptıklarının ve (sanırım) “Tanrım şirketimizin amacı ne ?” sorusuna yanıt aradıklarının öyküsünü dinlemiştim (Kendimi zihnimdeki şu sözle uyarıyorum: “Anılar konservelere benzer, tatlandırıldıkları için kimileri zararlı olabilir (sanırım Maurice Chevalier’in sözüydü)” Bu uyarıyı önemseyerek yazarken olabildiğince dikkatli olmaya çalışıyorum. Adanın ıssız yerlerinde “Sezgi Yürüyüşü”ne çıkan üst düzey yöneticilerin kimilerinin yolunu şaşırıp adada kaybolduğu, kimilerinin başına güneş geçip bayıldığı, kimilerinin de keçilerden korkup kaçtığı öykülendirilmişti. Buldukları yanıt mükemmeldi. Ben olsam o kavramın patentini alırdım. Aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede, yeni otorilerle, şirket sahiplerinin batıdan, doğuya kaydığı yapı, sistem ve insan değişimlerinde bulunan yanıtın arşivde durmasından ötede kullanılmadığını pek görüyorum. Çok yazık…
  3. “Sezgi Yürüyüşü” ile ilgili üçüncü anım ise on metre ötemdeki CEO ile görüşemeyince tuvaletin kapısının önünde bekleyişimi ve çıkınca kahve makinası başında yapılacak etkinlikle ilgili “Geribildirim” verişimdir. Yine huysuz bir ihtiyar olmuştum. Ben bunu hep yapıyordum. Ben Paris’te, Tohum’un Ülke Müdürü Barselona’da ve İlacın Ülke Müdürü (ve CEO) Londra’da (emin değilim) Frameworks F2 Etkinlikleri için “Eğiticinin Eğitimi Programı“na katılmıştık. Şimdi bize düşen görev “aldığımızı gecikmeden vermekti“. Bağlı olduğumuz Avrupa Ülkeleri Topluluğunun ülkemize bakan IK’cı Zora hanımın da gözetmen olduğu “Tohum-İlaç Üst Yönetimine F2: Deep Diving” rehberiyle verme programımızı yaptık. Bu öğrenme yolculuklarında hiyerarşik bir görevlendirmede üç eğitmen rolü oluyordu (şirket yönetimindeki hiyerarşiye göre etkinlikte rol ve ağırlık paylaşımı). Bu nedenle İlaç Ülke Müdürü “Leader”, Tohum Müdürü “co-leader” ve ben de “facilitator” oluyordum. Lider Çeşme-Dalyan’da SxsxS Otelini seçmişti. Yer ve otel seçimi sosyal açıdan mükemmeldi. Gidip oteli inceledim (benim görevim olmasa da; ben toplantı yerlerini her zaman gidip daha önce incelerim). İki konu beni çok rahatsız etmişti.
    • Birincisi toplantı salonun zemin altında güneş ışığı görmeyen dar bir yer oluşuydu; konuşma halkasına yer yoktu.
    • İkincisi çevrede “Sezgi Yürüyüşü” yapılacak dış mekanda, yürüyüşün içe doğru akışını, istenen etkiyi yaratacak (bana göre) yer yoktu. Bu küçük beceri yapıldıysa da laf olsun torba dolsun içindi ki bir de yaşlı başlı yerli ve milli üst düzey yöneticilerin ruhlarında “abicim işimiz başımızdan aşkın; fabrika üretim bekliyor, satışçılar bekliyor, finansın başında durmalıyım…” benzeri iç sesleri (bence) bastırmaları pek olası değildi… Bu anının bunca detayından amacım “Sezgi Yürüyüşü Amacına Uygun Yerde” yapılmalıdır ki..
  4. Aynı yılın sonbaharına doğru Tohum Ülke Müdürü (lead), Ben (co-lead) ve Tohumun satış müdürü FG (facilitator) tohum ve ilaçın orta düzey müdürleriyle Bolu-Abant’ta yaptığımız “F2” etkinliğimiz karlı ladin, köknar ağaçları arasındaki “Sezgi Yürüyüşleri” ile mükemmeldi.

“KeL1″in ilk dört becerisini bir bütün olarak ele aldığımda:

  • → KeL1.1: Anda kalabiliyorum, şimdinin gücüyle dikkatim dağılmıyor
  • → KeL1.2: Kendi değerlerimi daha doğru okuyorum
  • → KeL1.3: Zihnimde daha doğru soruları taşıyıp daha etkili oluyorum; yüzeysellikten kurtuluyorum
  • → KeL1.4: İçsesimi bulma yürüyüşümde sezgiyle çözüme yaklaşıyorum ve gereğinde
  • → tekrar KeL1.1’e daha derin dönerek ustalık yolunda gelişiyorum.

Tüm bunlarda etkili olmanın temel koşulu nedir ?

Öykücü (Ayrıntıların Önemi)