“…YaÅŸam büfesinde inançla sıraya geçtik. Yeni yapılarımızla heyecanlıyız. GeliÅŸmiÅŸ sistemlerle desteklere sahibiz. Üç temel soruya yanıtımız kesinlikle “Evet”… Ne yaparsak, nasıl yaparsak hızlı kazanımlar yaratırız ? Ne yaparsak, nasıl yaparsak uzun vadeli kurumsal stratejilere bütünleÅŸik oluruz ?… Self servis olan baÅŸarılara eriÅŸmek için sırada kalmak için hevesliyiz…”
Merhaba,
Yukarıdaki sözcükleri bugün için yazıyorum. Ancak izninizle anlamlarını zaman içinde biraz geriye sarmak istiyorum. W.Churchill‘in sözüne güvenerek bunu yapıyorum. O diyordu ki “Ne kadar geriye bakarsanız; o kadar ileriyi görürsünüz“. Ya da daha güncel olsun için Apple‘ın CEO’su S.Jobs‘ın sözlerine bakarak: O da Stanfort Üniversitesi‘ndeki mezuniyet töreninde yaptığı konuÅŸmada şöyle diyordu : “GeleceÄŸe uzanan noktaları geçmiÅŸe bakmadan birleÅŸtiremezsiniz“. Bay Jobs’un verdiÄŸi üç temel mesaj için bu linkle video kaydını izlemenizi kuvvetle öneririm (http://www.dailymotion.com/video/x3j81k_steve-jobs-ac-kal-budala-kal-alt-ya_people). Birkaç gün önce basında görüntüsü vardı Bay Jobs’un ve kanserin pençesinde hızla çöküyor. Üzüldüm. Åžifalar diliyorum.
Biraz geriye bakarak “yaÅŸam büfesinde SSTC prensipleriyle sıraya geçenler“in kriz yıllarında nice baÅŸarılar edindiÄŸini göstermeye çalışacağım. Onüç yıl önce ilk global ÅŸirket birleÅŸmesi yaÅŸadığımda henüz satışın bölge müdürlüğünün hazzını yeni hissediyordum. Zor günlerden geçmiÅŸtik. Doksandört krizinin yaralarını sararken bu birleÅŸme göktaşı gibi düştü başımıza. İki bölge müdürü kuruma fazlaydı. Karar vericiler ilk anda kendi dertlerine düşmüşlerdi. Üst yönetimdeki ilk oluÅŸumlar benim için umutsuzluk vericiydi. Karşı taraf daha etkin konumlar, daha güçlü siperler kazanmıştı. Karar vericim karşı taraftandı. Ayrılmaya hazırlanıyordum. Kısa sürede sürpriz bir ÅŸekilde durum deÄŸiÅŸiverdi. Åžimdi karar verici bizdendi. BirleÅŸmelerde bu sözün sevilmediÄŸini biliyorum. Åžimdi söylemek kolay. “Bizden ve Onlardan Olanlar” yaÅŸam büfesinin yadsınamaz gerçeÄŸi… Karar vericiyle bir yıl önce tanışmıştım (1995). Üstelik Alev’le birlikte verdiÄŸimiz dört günlük “Liderlik ve Koçluk Çalıştay (LCWS)” ında bizimle yaÅŸam büfesinde öne geçmek için öğrenme yolculuÄŸuna çıkmıştı. Böylece yaÅŸam büfesinde sırada kalmaya olan niyet ve zihniyetimi görmüştü; güveni tamdı. Karar verici düşündü: “Bölge müdürlerinden biri gereksiz. Onu ne yapalım ?”. Satış odaklı olan sektörümüzde son on yıldır “push/pull dengesi“ni bulabilme çabaları hakimdi. Biraz açıklarsam, “Ne yaparsak, nasıl yaparsak kampanyalarla rafları doldurduÄŸumuz ürünlere son kullanıcıdan talep yaratabiliriz ?”.İşte tam bu noktada, “bugüne dönmek” ve bir soru sormak istiyorum
Ey RJ09BBY (RJ=Re-Juvenation; 2009 da GençleÅŸen BeÅŸiBirYerde’ler) bölgesel varlığınızın temel nedenini nasıl tanımlıyorsunuz ?
Tekrar geriye bakıyorum. İşte kriz bu arayış için bir fırsat yaratmıştı.Buna bir isim gerekliydi. Düşündü, taşındı ve ASM (Agronomy Services Manager=Tarımsal Hizmetler Müdürü)” demeye karar verdi. “Adil Süreç“in çalıştığını göstermek için bize (ben ve TÖ) ASM nin tanımı, kapsamı, sorumluluk alanları, beklentileri ve çalışma prensipleri gibi konularda görüşlerimizi sordu. Doksanaltı yılının sonbaharıydı. Marmaris’te bir tatil köyünde müşterilerimizle eÅŸli olarak zor yılın ödülünün kutlamasını yapıyorduk. Herkes eÄŸleniyordu. Bense ASM çalışıyordum. O günlerde G.Hammel‘in “Strateji Devrimdir” isimli kitabını (Türkiye’deki konferansının derlemesi) okuyordum. Kitaptan etkileniyorum. DiÄŸer taraftan bölge müdürü olarak sahip olduklarımı yitirmenin tedirginliÄŸini yaşıyordum. Yine bir sorum var:
Ey RJ09BBY’ler deÄŸiÅŸim sürecindeki yeni görevlerinizde ne tür tedirginlikler yaşıyorsunuz ?
Neden tedirginim ? Öncelikle “satış ve satış yönetimi” olarak “kârlılık merkezi“ydim. Åžimdi “masraf merkezi“nin bir parçası oluyorum. Kaynağımı yitiriyorum. İkincisi bir ekibim vardı. Åžimdi tek başımayım ve “gönüllü ekipler” yaratmaya çalışacağım. Üçüncüsü coÄŸrafi sınırlarım ve belirlenmiÅŸ önceliklerim vardı. Åžimdi ise belirsizliklerle yer ve öncelik çatışmaları yaÅŸayacağım kesin. Bir diÄŸer önemli konu da ÅŸu; önceden vitrinim vardı. YaÅŸam büfesindeki baÅŸarıları ölçmek daha kolaydı. Åžimdi ise hem vitrini oluÅŸturmak, hem vitrini kabullendirmek ve hem de ölçmede buluÅŸmak pek kolay olmayacaktı. Olmadı da…
Ey RJ09BBY’ler deÄŸiÅŸim sürecindeki yeni görevlerinizin vitrinini nasıl oluÅŸturuyorsunuz ? Zorluklarınız neler ve nasıl üstesinden geliyorsunuz ?
Marmaris’te yüksekçe bir yere oturdum. Müşterilerimin eÄŸlenirken mutluluklarına imrendim. Karar verici onlarla birlikteydi. EÅŸim ve oÄŸlum Kerem de onlarla birlikte eÄŸleniyorlardı. Ben ise ASM’nin tanımına tek bir kelime bulmuÅŸtum: “Aktivist“. Bay Hammel, deÄŸiÅŸim sürecine bakıp aktivist için “statükoya kafa tutar, yıkmaya çalışır” diyordu. Benim de yıllardır aradığım buydu. Lütfen bir ayrıma dikkat: “Aktivist, anarÅŸiÅŸt deÄŸildir. Aktivist, yapmak için yıkar”. Kendimi böyle görmek, böyle gösterebilmek için can atıyordum.
Ey RJ09BBY’ler deÄŸiÅŸim sürecindeki yeni görevlerinizde ne kadar aktivist olmaya hazırsınız; buna yetkinmisiniz ve asıl önemlisi isteklimisiniz ; hangi hayalleriniz var ?
İşte üç temel soru için üç anahtar sözcük: HAZIR OLMAK; YETKİN OLMAK ve İSTEKLİ OLMAK… HerÅŸey sizin ellerinizde. Öyküme geri dönersem; ASMliÄŸim çok kısa sürdü. Bir ay sonra İstanbul’da bir baÅŸka amaçlı bir toplantıya katıldım. KonuÄŸumuz sevgili Xavier tanımı deÄŸiÅŸtiriverdi. Halbuki onun üstüne vazife deÄŸildi. Bunu gönüllü olarak yaptı ve kabul etmek gerekir ki gerçekten de iyi yaptı. Küçük bir tanım deÄŸiÅŸikliÄŸi büyük açılımlar yarattı. Bizi “tarımsallık” sınırından kurtardı. Adımızın MDM (Market Development Manager=Pazar GeliÅŸtirme Müdürü)” olmasını önerdi. Öneri kabul gördü. MesleÄŸimde en verimli yılları, en çok haz duyup kendimi en etkili hissettiÄŸim eylemleri MDM olarak yaÅŸadım. Hayallerimi TOMBULlaÅŸtırabilecektim. Sınır tanımadım. Malatya’nın kayısılarından, Giresun’un fındıklarına, oradan da Evciler’in elmalarına uzandım. MesleÄŸim kadar deneyimlerimle, kariyerimle, becerilerimle ve asıl önemlisi cesaretimle ÅŸekillendirdiÄŸim “öykülerim“le çoÄŸu kez baskıcı oldum. BelirlediÄŸim “yön“de buluÅŸmak için, fayda/masraf hesaplarında “sonuçlarla yönetmek” için, “potansiyeli açığa çıkarmak” ve SMART‘ik “üst sınır“ı oluÅŸturmak için hep SSTC nin temel öğretilerini kullandım. SSTC nin iki mesajını sürekli göz önünde tuttum. BildiÄŸiniz gibi bunlar, “ancak ölçülebilen deÄŸerler geliÅŸir” ve “bilmek yapabilmektir“dir. Åžimdi bir sorum daha var:
Ey RJ09BBY’ler deÄŸiÅŸim sürecinde yaÅŸam büfesinde self servis olan baÅŸarıları artırarak sırada öne geçme çabalarınızda SSTC nin hangi temel öğretilerini, günlük iÅŸ yaÅŸamının alışkanlıkları ÅŸeklinde kullanmayı, etkili kılmayı ve kabullendirmeyi düşünüyorsunuz ?
İzninizle ÅŸimdilik bu kadar yetsin. Öykümü özetlersem, bugün için onüç yıl önceye baktım. RJ09BBYi kendimle özdeÅŸleÅŸtirdim. Yapısal deÄŸiÅŸimleri, gerekçe ve beklentileri benzer gördüm. YaÅŸam büfesinde SSTC ile sıraya geçenlerin yine SSTC ile sırada kalarak öne geçme çabalarında algılara dikkat çekebilmek için sorular sordum. Yanıtlarınızı bilmek isterdim. Sizin sorularınıza göre sonraki yaklaşımlarımı daha etkili kılmak isterdim. Olaylar kadar, sonuçları ve özellikle hatalardan öğrenme öykülerimi iletmek isterdim. Umutla bekliyorum. Yeter ki siz isteyin…
Yolunuz hep aydınlık olsun.
Öykücü (mustafa@copcu.com)













