Yaşam Büfesinde “Fark Yaratmak”

“…Eğer sizinkinden çok daha büyük bir işe kafa tutmaya kalkışıyorsanız onlardan çok daha iyi olmak zorundasınız. VRG markası tüm çalışanlarını ve müşteri deneyimini ön planda tutar, bir gazlı içecek ile bu etkileşimi yakalayamadık. Bu deneyimden çıkardığım ders, işinizin kalbine bir amaç koymanız gerektiği ve gerçekten fark yaratma ihtiyacıdır…”

 

Kerem’in Paneldeki sözleri Başarı Formülündeki 10S’e ulaşmak için kendini sorgulama rehberi gibi

Merhaba

İki gün önce Kuşadası’nda yararlı, heyecanlı, anlamlı bir duruş sergilemeye hazırlık toplantısından Korumar’ın eşsiz manzarasında paylaşılan bilgilerden çok yararlandım. Daha önce hazırlıklar yapmıştım. Bu hazırlıklarımı deneyimlerime göre şekillendirmiştim. Netgillerin ikinci kolundaki “sıçrama”ya bakarak “hedef kitle” konusunda ön yargılı davranmış olduğumu anladım. Meğer olası katılımcılar aracı değil son kullanıcılarmış . Buna göre, SSTC öğretilerine göre “ince ayar” yapmak gerekiyormuş. Meğer daha önce defalarca kullandığım “Ölçmek / Yönetmek / Geliştirmek” adımlarına odaklı “ana mesaj“ım tam da bu toplantıya uygunmuş. Ben bunu göremezken “sahra gücü” nün iki “as oyuncusu” bunu benden daha çok savunuyorlarmış. Bu büyük bir şans olacak “inanarak inandırmak” için. Buna göre hazırlıklarımın hem ana mesajını değiştirdim hem de konu başlığını. Her koşulda, her farklı amaç için genel geçer gördüğüm “GAT Dünyası” ya da “Denge” burada da geçerli ise de ancak bir “yan mesaj” olarak işe yarayabilir diye düşünüp vurgusunu ve yerini değiştirdim. Evet “Netgillerin Uykusuz Geceleri” burada da anlamlı ise de hedef kitle açısından pek de vurgulu olmayacak diye şimdilik görsel materyalde dikkat dışı bırakmayı yeğledim. Yine de belki yüz kez gösterdiğim “Teknoloji Zirvesi” ndeki “Fark Yaratan Şirketler Paneli”nin kapanış konuşmasındaki “90 Saniyede Başarının Bileşenleri“ni anlatan konuşmayı montajsız, kesintisiz ve eklentisiz vermeyi uygun buldum. Böylece açılış konuşmasında “AIDA’nın Dikkati” ni ve hatta “Dikkatten İlgiye Geçişi” bununla oluşturmak hem toplantının “Yol Haritası“nı yansıtacak ve hem de “NETRIO” beraberliğinin kabulüne “Kapı Aralanması“na yardım edecek demektir.

Yazımın girişindeki mavili kısım HBRTürkiyeBlog‘ta 05.03.2020 tarihinde Tolga Rusçuklu tarafından kaleme alınmış olan “Performans Ölçütü Olarak Mutluluk” makalesinden bir alıntıdır. Bu yazımla ilgisi “Mutluluk Ve Ölçüt” kavramlarıdır. Aristo mutluluğa “anlamlı işler yaparak ve gelişerek erişilebileceği“ni söylemiş ise de benim “Mutluluk Tanımım” için yıllardır kullandığım “Khi-Kare Metodu” en yalın “Ölçülebilir Mutluluk” tanımıdır. İster bu formülle istersen Aristo’nun sözleriyle mutluluğu arıyorsan önce ne istediğini bileceksin. Diğer bir deyişle önce kendini bileceksin. Kendine net olacaksın; kendine dürüst olacaksın. Özetle kendini sorgulayıp kendine dürüstçe geribildirim vereceksin. Diğer bir deyişle Kerem’in panelde içtenlikle dile getirdiği gibi “kendini sorgulayacaksın”.

Yola çıkarken hazırlığını, becerilerini ve tutkunu “RAW (Cevher) Sorgusu” ile sorgularken;

1.Hazır mıyım ? Bilgim buna, bu yolculuğa, bu yolculukta öğrenmeye, öğrenirken üretmeye yeter mi ?

2.Yetkin miyim ? Yetkinliklerimi eğiterek beceriye dönüştürebilir miyim ? Bekçi Mürteza’nın övgüyle söylediği gibi “görmüşem kurs, almışam terbiye” demek yetecek mi ? Kapabilitemi geliştirebilecek miyim ?

3.İstekli miyim; heyecanlı mıyım, tutkulu muyum ? Sahip olduğum enerji sonuna kadar gitmeye yetecek mi ?

sorularına içtenlikle, inanarak dürüstçe verdiğiniz üç yanıt da “evet” olursa işiniz kolaylaşacaktır. Ne diyor Kerem “Büyüyüp gelişiyoruz ama bunlar bize uykusuz gecelere mal oluyor“. RAW (Ready Able Willingness) Sorgusunda uykusuz gecelere razı olarak mı yola çıktınız ? Bunları karşılayacak güç sizde var mıydı ? Ya da var olan gücün farkında mıydınız ? Bu potansiyel gücü nasıl açığa çıkaracaksınız ?

Bu sorguları içinizde yaşarken soluklanma ihtiyacı duydunuz. Durup dinlenmek ve ruhunuzun size yetişmesini beklemek istediniz. Bu teneffüste biraz geriye baktınız ve “kaç arpa boyu” yol gittiğinize baktınız. Deneyimlerinizi düşündünüz. Düşüncelerinizi sorgulamak istediniz. Disiplinli ve düzenli sorgulamaya yatkın mısınız ? Bunun faydasına inanıyor musunuz ? Bu sorgulamayı içtenlikle ve fayda umarak yapmayı istiyor musunuz ? Tüm bu sorular kümesi beyninizde yuvalanırken “MAS (More And Smarter) Sorgusu“na geçersiniz. Yaptıklarınıza bakarsınız ve Kerem’in dediği gibi

4.Neleri iyi yaptım ? İyi yaptığım şeyleri daha fazla yapmak için ne yapmalıyım ? Kapasite kullanımımı nasıl artırabilirim ? “Nesnelerin İnterneti (Internet of Things / IoT)” dünyasında iyi yaptığım şeyleri otomasyona bağlıyabilir miyim ?

5.Neleri yaparken zorlandım ? Bu zorluk benden mi kaynaklandı ? Bu zorluk bir “Human Ware” sorunu mu ? Yoksa bu zorluk bir “Sistem Yetersizliği“nden dolayı mı ? “IoT” dünyasında zorlukların üstesinden gelebilmek için kişiye ve becerilere bağlı olmadan daha kolay, daha rasyonel (akılcı) ve daha hesaplı neler yapılabilir ?

6.Neleri farklı yapabilirdim; yapabilirim ? Farklı yapmanın yollarını bulmak için yapı, sistem ve insan üçlüsünde neler değişmeli, neler gelişmeli, nasıl gelişmeli ? Daha farklı yollar için kapabilitemi (yetkinliklerimi beceriye dönüştürme becerimi) nasıl artırabilirim ? Özüme dönük bakarken acaba “IoT” dünyasında bu çabanın daha verimli yolları yok mu ? Bu kadar çırpınmaya gerek var mı ?

…ve bu sorgular böyle sürüp gider. Bir karar verme anı oluşur. Yola ayrımına gelinir. “Ayna ve Dostlar” yardıma gelir. Yüzüme bakmak için ve özümü görmek için ikisinden de yardım isterim. Dostumla ve aynamla “Johari Penceresi“nde buluşurum. İtiraf etmeye, paylaşmaya, özelimi açmaya hazır olurum ve kendime “GAT (Give And Take) Sorgusu” ile bakıp, görüp, dinleyip “Denge” bulmaya çalışırım.

7.Ne yapıyorum ? İnsanlar ve şirketlerin hemen hepsi ne yaptıklarını bilirler. İnsanlar ve şirketlerin pek çoğu nasıl yaptıklarını da bilirler. İnsanlar ve şirketlerin pek azı neden yaptığını bilirler. Bazen bir akışa kapılır gidersin. Bazen baştan planladığın, programladığın yolun rahatlığından vaz geçemez ve burnunun dikine gitmeyi sürdürürsün. Ben bunu, böyle yapıyorum da abicim neden yapıyorum ? diye kendini sorguladığında ardından son üç soruyu da yanıtlamak zorunda kalırsın.

8.Ne yapmalıyım ? Amaç belli; E4.0 a gelinceye kadar son üç yüz yılda yaşanan evrim ya da devrimin hemen hepsinde şirketler, kurumlar için amaç kârlılığı artırmak, rekabet gücü elde etmek ve itibarı yükseltip korumak olmuştur. Bu üç temel amaca nasıl, hangi yollarla ulaşılmıştır ya da ulaşmanın, erişmenin ölçütleri neler olmuştur ? Bunları bulunca, bunlara bakınca, ölçülebilir değerleri elde edince ister ilk evre için yani büyümek ve gelişmek için; ister ikinci evre için yani değişmek dönüşmek için ne yapmak gereği netleşecektir. Peki ya bundan sonrası…

9.Ne yapabilirim ? İşte yine başa “RAW” a döndük. Kendini bil; çevreni bil ve SWOT‘unu bul. MAS sorgusu gibi “güçlü yönleri“ni ve “zayıf yönleri“ni nasıl geliştirebileceğini öğren. Belki de çözüm gözünün önünde “IoT” dünyasında hazır ve seni bekliyordur. ve…

10.Ne yapmak istiyorum ? İşte bütün mesele bu “to be or not to be”. Gerçekten istiyor musun ? Gerçekten bu isteğini gerçekleştirmek için “uykusuz geceler“e razı mısın ? Ya da ne istediğini ve neden istediğini biliyor ve “IoT” dünyasında bunları arıyor musun ? Tam bu son karar noktasında ve aynı zamanda yolun başındaki ilk RAW sorgusundaki anahtar  soruya geldik: Hazır mısınız ? Hz.Musa‘nın “Yağmur Duası” öyküsünde olduğu gibi “Hendekler hazır mı ?”

Corona korkusu altında yaşamın konforunu yitirmeden süreci sağlıklı geçirmeye hazır mısınız ? Sağlık ve esenlik dileklerimle Çeşme’den selam ve sevgilerimle yolunuz açık ve aydınlık olsun.

Öykücü