Yaşam Büfesinde “32 MS (KB / 1.LS)”

“…IPM nedir (MarcoPolo 09.92) > Yere sağlam basmaktır / FST (Alicante 03.93) > Sezgi Yürüyüşü yapalım, Johari Penceresinde buluşalım ki ..(05.2005)…Netgillerin “4UPs”ıyla Yunt Kanatları dönsün..”

MarcoPolo’da Soru (09.1992)>”Alicante’de Yanıt (03.1993) ve Paris’e Yolculuk (05.2005)

Merhaba

“Sen seni bil, sen seni; bilmez isen sen seni patlatırlar enseni !”

Otoritenin sorusu netti: “IPM nedir ?” Yanıtım sahnede “Kırmızı Tulum”oldu (09.1992). Ardından “Alicante Horozu” sekiz “FST Projesi” getirdi (03.1993). On iki yıl sonra Paris’te “32 Küçük Beceri (MS/KB)” ile dört aşamada hangi liderlik aşamalarını öğrendim (05.2005).

“Mikro Beceri → Tetiklediği Davranış → Oluşturduğu Algı → Yarattığı Güven/Enerji → Ürettiği İnovasyon Çıktısı” Yaratıcılık & Yenilikçilik

Yaratıcılık > Seçim > Test > Değer > Yayılım (1.LS: Eight micro-skills for liberating the internal limits of our own creativity)

Dört adımda bireyden kuruma uzanan “Omurgalı Liderlik” için “32 Küçük Beceri” ile “Ustalık Yolculuğumu” Syngillerde tamamlayıp Netgillerde “Bilginin Zekatını” vermeye başladım (2009):

  • 1.LS1 (Kendine Liderlik / 8 Küçük Beceri) → İçsel yaratıcılığı açmak (Potansiyel)
  • 2.LO2 (Karşındakine Liderlik / 8 Küçük Beceri) → İlişkide yaratıcılığı korumak (Alan)
  • 3.LT3 (Ekibe Liderlik / 8 Küçük Beceri) → Takımda yaratıcılığı akıtmak (Kolektif Zeka)
  • 4.LOr (Kurumsal Liderlik / 8 Çerçeve) → Organizasyonda yaratıcılığı hizalamak (Sistem)

Bireyden kuruma dört adımın ortak sözcüğü “Yaratıcılık“tı ve biz Silikon Vadisi’nde bir şirket değildik. Bence biz “Yaratıcılık“tan daha çok “Yenilikçilik (Inovasyon)” konusuna odaklanmalıydık. Bu nedenle 2005 yılında Rio’da “Başarı Öyküsü” sunumunu yaparken flipchart’a şu yazılıydı: “Co-Create Innovation”. Ne demekti bu ? Zamanla şunu anladık: Yaratıcılık araç > İnovasyon amaç. Bu yaklaşımla Frameworks’un üç evresinde de (Eğiticinin Eğitimi; Yöneticilerle Deep Diving; tüm çalışanları bilgilendirme) : Yaratıcılık → Seçim → Test → Değer → Yayılım şeklinde kurulduğu için sistem:

  • Workshop (çalıştaylar) yaptık
  • Duvarları tıpkı SSTC de olduğu gibi FC (Flipchart / kağıtlarıyla) doldurduk
  • Herkes kendini değerli hissetti … Ne yazık ki otorite değişti ve sahiplenme etkisi azaldı. Ben emekli oldum; sonrasında F3 adımına geçildi mi ? Neler yapıldı ? Bilmiyorum…

İnovasyonun her zaman “yeni teknoloji” olmadığını ve özellikle FST (Çiftçi Destek Projeleri) ile “İnovasyonun Alışkanlık Kırmak” olduğunu Bursa’dan Malatya’ya gördük, gösterdik. Bu amaçla:

  • Aynı ürünü farklı sunduk (SSTC / Kişiye Özelleştirilmiş Fayda)
  • Aynı problemi farklı çerçeveledik (SSTC / Müşteri Responslarının Ele Alınması)
  • Aynı müşteriye farklı değer önermelerimiz oldu (SSTC / CRM / Adamına Göre Muamele).

Uludağ’da Pre.SSTC sunumum (1986) ve Değirmen’de Post.FST (Sultana) kutlamamız (1995)…

Yaratıcılık aracımız oldu ve Inovasyon ile amacımızı netleştirdik. Böylece “mikro beceri → makro etki” akışını sağlamaya çalıştık. Bu gayretlerimizle,

  • Sebep → Sonuç (doğrudan etki aldık)
  • Gecikmeli etki (zaman içinde birikim sağladık),
  • Alan etkisi (kişiden takıma, takımdan sisteme yayılım olduğunu gördük)
  • Kelebek etkisi (küçük davranış → büyük kültürel kırılma)yı görmek nasip olmasa da..
    • “Mikro Beceri → Tetiklediği Davranış → Oluşturduğu Algı → Yarattığı Güven/Enerji → Ürettiği İnovasyon Çıktısı” akışını yaygınlaştırıp hedefleri aştık
  • Rio’da dikkat çektiğim “co-create innovation (hep birlikte yenilikçiliği yaratalım)” yaklaşımıyla “Kelebek Etkilerini” Netgillerde yaşadım.

Netgillerin “4UPs (Foraps)“ıyla ve “Yaratıcılık & Inovasyon” karmasında Bergama’nın dağlarından, Londra’nın kurumlarına hangi başarı öyküleriyle ulaştık; bilmek ister misiniz ?

Öykücü (acta non verba)