“…Her gün bir yerden göçmek ne iyi / Her gün bir yere konmak ne güzel / Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! / Dünle beraber gitti cancağzım, / Ne kadar söz varsa düne ait / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım (MCR)…”
Mevlana’yı sevsem de “dün”e haksızlık edildiğini düşünüyorum; “3G Sistemi” nedir ?
Biyoteknoloji Günleri’nden bir kesit “Hayal ve Hedef / TOMBUL ve SMART)” > PLN Yıllık toplantısından bir kare “Söz ve Eylem” ve Yaşar Üniversitesi’ndeki İlham Veren Lider’in Pusulası temalı konuşmamdan benzer bir parça: TOMBUL Hayaller ve kime lider denir ?
Merhaba
Bir önceki yazımda “Present to Presence Süreci” için duygu, düşünce ve deneyimlerimi paylaştım (https://www.copcu.com/2026/04/21/yasam-bufesinde-presentpresence/). Öte yandan inandığım birkaç özlü sözü (!) anımsayınca “düne haksızlık yapıldığını” düşünür oldum. Bunu Mevlana’ın “Yeni Şeyler Söylemek Lazım” diye bilinen şiirinde de görüyorum.
- Bugün yeni bir şeyler söylemenin öncülü değil mi dün ?
- Bugün söyleyeceklerimin “yeni” olması için dün neler söylediğimi bilmem gerekmiyor mu ?
- İster “yaratıcı (creative)” olsun, ister “yenilikçi (innonvative)” yeni diye söyleyeceklerim dünün türevi olmayacak mı ? Bu nedenle “dün” e “yarın” için bakmak istiyorum. Bu geçiş için de önceki yazımın son sözleri olan bir sıralamayı burada yineleyeceğim:
(Dün) > Present → Hediye → Şimdi → Şükran → Presence > (Yarın)
Bu sürece bakıp “şimdi” ye bu kadar önem verirken, bugünü bir armağan olarak kabullenirken sanki “dün”e haksızlık yapıyoruz gibi hissettim. Halbuki
- Dün bugününün olgularının kuluçka dönemi değil mi ?
- Dün’ü önemsemeden bizi “yarın”a götürecek olan trendleri görmek mümkün mü ?
- Churchil “Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz” derken sanki yarın için dünü bugünden daha çok önemsiyor gibi değil mi?
- S.Jobs “Geleceğe uzanan noktaları geçmişe bakmadan birleştiremezsiniz” derken dünü daha fazla önemsemiyor mu ?
- Dost Can Deniz, “Cesur Sorular” isimli kitabında “Bugün, dünden güç alarak yarınlara uzanır” derken bugünün ve yarının gücünü dünde görmüyor mu?
Bu üç zaman dilimini stratejik üçgenle, yarın için bugünün yerini koruyarak dünün önemini öne çıkaracak yaklaşımlarla ele alsam neler bulurum ?
Anlıyorum ki; “Şimdi”ye vurgu yapan birçok yaklaşım, farkında olmadan “dün”ü küçümseyebilmektedir. Oysa zaman bir çizgi değil, yaşayan bir sistemdir. Dün, bugün ve yarın birbirine rakip değil; birbirini besleyen üç kuvvettir. Bu üçlüyü bir “Stratejik Üçgen”de buluştursam ve aralarında bir denge bulmaya çalışsam neler çıkar karşıma ?
Geçmiş (Dün) – Şimdi (Bugün) – Gelecek (Yarın) arasında “Denge Arayışı“
Ana tezim şu olurdu:
- “Dün” pasif hafıza değil, “Aktif Sermaye (AS)”dir
- “Dün” sadece “geçmişte kalmış olaylar” değildir.
- “Dün” şunlardır:
- * Birikmiş deneyim
- * Görülmüş hatalar
- * Oluşmuş karakter
- * Kanıtlanmış kalıplar
- * Trendlerin kökleri
- * Bugünün tohumları; Yani;
“Dün, Bugün’ün yarına ait arka plan yazılımıdır ve bu yazılımla bugünü anlamadan yarın kurulamaz; dünü anlamadan da bugün de anlaşılamaz.”
Stratejik Üçgen: Dün – Bugün – Yarın
- Yarın: (Vizyon / Yön / İmkân)
- Dün: (Kök / Ders / Veri)
- Bugün: (Eylem / Seçim / Uygulama). Bu üçgenin her köşesi gereklidir.
- Sadece “Bugün” varsa: Anda yaşarsın ama savrulursun.
- (Anlık haz, kısa vadeli refleks)
- Sadece “Dün” varsa:Nostaljiye saplanırsın.
- (Eski başarıların esiri olursun)
- Sadece “Yarın” varsa: Hayal kurarsın ama zeminsiz kalırsın.
- (Vizyon var, gerçeklik yok)
- Üçü dengedeyse:
- Bilgelik oluşur.
- Sadece “Bugün” varsa: Anda yaşarsın ama savrulursun.
Dün’ün Stratejik Gücü (özellikle yarın için):
- Trendler geçmişten doğar. Hiçbir trend gökten düşmez.
- Dijitalleşme, yapay zekâ, şehirleşme, yalnızlaşma, sürdürülebilirlik… hepsinin kökü dünde.
Yarını görmek isteyen, dünün desenlerini okur.
Tekrarlayan döngüler vardır. Ekonomi, siyaset, liderlik, insan psikolojisi… döngüseldir. Churchill’in sözü bu yüzden güçlüdür:
“Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görebilirsiniz.” Çünkü bazı gelecekler yeni değil, geri dönen geçmişlerdir.
Kimlik geçmişten beslenir: Bir birey ya da kurum geçmişini inkâr ederse geleceğini taşıyamaz. Kökü kesilen ağaç, yaprakla kurtulamaz.
Bugünün Yeri Neden Hâlâ Merkezi ? Dün güç kaynağıdır, ama karar noktası bugün’dür. Geçmişi değiştiremezsin. Geleceği doğrudan yaşayamazsın. Ama ikisini bağlayan tek kapı bugün’dür.
Steve Jobs’un sözü bunu anlatır: “Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz; ancak geriye bakınca birleştirebilirsiniz.” ve o noktaları birleştiren eylem yine bugünde olur.
Dün’ü Öne Çıkaran Ama Bugünü Koruyan Model : 3G Sistemi
- G1 – Geriye Bak (Dün) ve Sor:
- * Neler tekrar ediyor?
- * Hangi hata sürekli dönüyor?
- * Hangi başarı modeli işe yaradı?
- * Hangi zayıf sinyaller büyüdü?
- G2 – Gerçeği Yaşa (Bugün) ve Sor (Strateji Tuvali)
- * Şu an elimde ne var?
- * Ne karar vermeliyim?
- * Neyi bırakmalıyım?
- * Neye odaklanmalıyım?
- G3 – Geleceği Kur (Yarın) ve Sor:
- * Beş yıl sonra ne normal olacak? (Örneğin pandeminin oluşturduğu “Yeni Normal”)
- * Şimdi küçük başlayıp sonra büyüyecek ne var?
- * Bugünkü hangi adım yarını değiştirir?
Liderlik İçin Üç Zaman Dilimin Stratejik Üçgeni:Bir lider haftalık şu üç toplantıyı yapmalı:
- Dün Toplantısı:
- Ne öğrendik?
- Ne tekrar ediyor?
- Bugün Toplantısı:
- Şu anda en kritik öncelik ne?
- Yarın Toplantısı:
- 6 ay sonra neye geç kalmış olmak istemeyiz?
Bu üçü yoksa şirketler genelde sadece “bugün yangın söndürme” modunda yaşar.
Dost Can Deniz Sözüne ne diyebilirim ? “Bugün, dünden güç alarak yarınlara uzanır.” Bu cümle aslında zamanın en dengeli tanımlarından biri. Çünkü:
- * Güç = Dün
- * Hareket = Bugün
- * Yön = Yarın
Şimdi kutsaldır, evet. Ama dün değersiz değildir. Dün köktür.
- Bugün gövdedir.
- Yarın meyvedir.
- Kökü küçümseyen, meyve beklerken kurur.
Sizce insanları ve kurumları geri bırakan şey nedir ? Geçmişte takılı kalmaları mı, yoksa geçmişlerinden ders almamaları mı ? Söz sizde…
Öykücü (homines dum docent discunt)












