“…Ne demişmiş; Rainer Maria Rilke “Soruları yaşa …!” > Gün içinde fark ettiğin anlara soruları getir; o anı sorunun içinden yeniden gör. Peki, “Soruyu hafif tutmak ne demektir ?…”
SSTC kapanışında patronun ne tür bir endişesi olmuştu ?
SSTC: PLN (Manisa) & FİLLİ ÖZG (Pamukkale) Soruların Önemi ve Eğitim masraf değil yatırımdır
Merhaba
İlham Veren (Omurgalı) Liderlik, ikinci evre “Karşındakine Liderlik (KaL2)” ve yedinci küçük beceri “Kırılım Sorusu (KaL2.7)” ile ilgili yazımın ikinci bölümünü yazmaya çalışıyorum. Önceki yazımdan kalan kısımdan devam ediyorum. Kırılım Sorusunun adımlarının ilk dördünü önceki yazımda açıklamıştım:
- Yavaşla
- İçgörülerini soruya çevir
- Temel (kök) soruyu bul
- Soruyu rafine et ve beşinci adımla yola devam…
- Soruyla Yürümek: Bu konu Kırılım Sorusunun en çok ihmal edilen ve en güçlü olan kısmıdır. Çünkü Kırılım Sorusunda soru, cevaplanmaz, taşınır. İşte tam bu noktayı açıklar Rainer‘in dediği “Soruları yaşa..!” Burada pratik şudur:
- Gün içinde fark ettiğin anlara soruyu getir
- O anı sorunun içinden yeniden gör
- Soruyu hafif tutmak: Bu çok incelikli bir noktadır. Sadece burada olduğu gibi kendin için değil; aynı zamanda “Karşındakine Liderlik (KaL2)” evresinde de sorunun dozu ve tonu çok önemlidir. Örneğin 1994 kriz yılında seferberlik ilan edip Akhisar’da “PLnun Cengaverleri Serüveninde” ekibime önderlik, liderlik, koçluk ediyordum. Bu yaptığım aslında bir bakıma SSTC sonrası sırada kalmalarını izleme çalıştayları (SSFWS) idi. Her gün rutinlerimizde yoğunlaşık soru sorma becerilerimizi sergilerken bir müşterimin satışçıma daha sonra benim için “savcı gibi sorguladı” geribildirimini duyunca dozu ve tonu tutturamadığımı anladım. Bir kez daha netleşti ki “insan en büyük hatasını en iyi bildiği konuda yaparmış“. Bu örneği düşününce Kırılım Sorusu için kendimi sorgularken de aynı sertliği aşamamış olabilirim. Demem o ki “medicine cura te ipsum / doktor sen önce kendini iyileştir”…Herneyse, soruyu hafif tutmak önemlidir. Çünkü Soru:
- Bir araçtır;
- Kimlik değildir.
- Soruyu sıkı tutarsan,
- Dogmaya dönüşür;
- Eğer hafif tutarsan:
- Evrilir
- Görünür kılmak: Çok basit bir konu gibi görünse de çok güçlüdür. Unutma henüz kendine liderlik ediyorsun ve kendine dürüst olmalısın. Bu nedenle bir biçimde kırılım sorusunu mutlaka görünür kılmalısın. Çalışma alanında soruyu görünür kılarsan, soruyla yürürsen zihnin tekrarla şekillenir ve maruziyetler derinleşir (bu sözcüğü sevmesem de kapsamı tam amaca uygun; dipnot olarak açıklıyorum (*)
Kırılım Sorusunun bu özelliklerini bir de SSTC yaklaşımımdaki “Soru Sorarak Tabii ki Canım” eklememin getirdiği güçle baktığımda şunu görüyorum:
- Çünkü çoğu insanın iç soruları:
- Serttir
- Yargılayıcıdır
- Korku üretir
- “Tabiiki Canım” eklemesiyle benim kırılım sorum
- Davetkâr
- Şefkatli
- Açıcıdır ve bu yaklaşım, öz-şefkat ile çok uyumludur.
Kendine Liderlik (KeL2) bağlamında birkaç Kırılım Sorusu örneği vermek istiyorum:
- “Eğer korku yön vermeseydi, ben ne yapardım?”
- “Benim için gerçekten ‘anlamlı başarı’ ne demek?”
- “Şu an hayatımda en büyük farkı yaratacak tek şey ne?”
- “Ben neyi erteleyerek aslında kendimden kaçıyorum?”
- “Bu durumda daha büyük versiyonum nasıl davranırdı?”
- Burada önemli olan, senin sorunun sana ait olmasıdır…
Ham sorudan, Kırılım Sorusuna nasıl geçersiniz ?
Öykücü (esse quam videri)
(*) Maruziyet (!):Maruziyet, bir kişinin veya nesnenin zararlı, etkileyici veya dışsal bir etkenle (radyasyon, kimyasal, ses, hastalık vb.) karşı karşıya kalması, onun etkisi altında bulunması durumudur. İngilizce “exposure” kelimesinin karşılığı olarak özellikle tıp, iş sağlığı ve çevre bilimlerinde sıkça kullanılan teknik bir terimdir.












