Yaşam Büfesinde “Storyteller Çizgisi”

“…Netgillisiniz, Sxngillisiniz, Egelisiniz; demek ki, başarılısınız. Başarınızı neye borçlusunuz ? Ananızın, babanızın dualarına mı ? Erken kalkmaya, çok çalışmaya mı ? Uykusuz gecelere mi ? … Peki ben; KÜME olarak dördümüze baktığımda neler görüyorum ? Netgillerde hâlâ bilginin zekatını vermek adına bila bedel eşgüdümü etkili kılmaya çalışırken tanık olduğum başarılara bakıp başarıyı kendimce formüle ettiğim şu denklemin içinde hangi “Manifestolar” gizli ? >(3D x 2P)+4= 10S!!!” …(*)

Merhaba

Önce küçük bir açıklama “Hayatta yaptığımız her şey ya doğrudan satıştır; veya bir biçimde satışa destektir”. Buradaki “Satış” sözcüğünü “İkna” olarak düşünün. Satışın olabilmesi için satıcı, alıcıyı ikna etmelidir; lütfen dikkat “Manipülasyon Değil“…

  • Satışın ABC si
  • Ne demek istemişti ?
  • Always Be Closing“.
  • Diğer bir deyişle kaşarlanmış ve atalet içindeki yaş almış satıcılara (Al Pacino, Jack Lemmon, Ed Harris, Kevin Spacey…) sert uyarısı şuydu:
  • “Müşteri adayına sohbet etmek için gitmedin; satış yapmaya gittin ama ikna edemiyorsun. Çünkü…”
  • Yirmi yıl önce Kerxxxtaş’a çek almaya gidip de söz alıp dönen genç Hak/Erh farklı mıydı ? Çek yerine söz alıp gelmeleri neden onların keyfini kaçırmamıştı ? Hak/Erh’ın o ay maaşları eğer alacakları çekten ödenecek olsaydı söz alıp dönerler miydi ? Yola çıkarken neyi eksik yapmışlardı ? İşte tüm bu soruların yanıtları SSTC Öğrenme ve Ustalık Yolculuklarının öğretileri içinde…
  • Bugün (2005 den sarkan 2026) tıpkı 1994 ve 2001 gibi finansal kriz koşullarında yeniden ahlakı bozulmuş bir piyasada yaşanan zorluklarla baş etmeye çalışan satışçıların yaşadıkları farklı mı ?

Muharrem’e rahmet diliyorum; Bahattin abiye de… Yirmi sene önce SSFWS (SSTC sonrası öğrenilenleri işe yansıtmayı ölçebilmek amaçlı izleme çalıştayları). Hiç bir emek boşa gitmiyor (https://www.copcu.com/2016/02/07/yasam-bufesinde-eda-piramidi/)

  • Bu yazımdan bir pasaj; dede-torun beraberliği ve kitabı sevmek “…Bugün İrem’le yine bir okuma beraberliğimiz olacak. Tatil ödevi olarak verilmiş olan kitaptan (yazarını aklımda tutamadım. Kitabın adı “Hayvanlar Toplantısı” ) otuz sayfa kadar okumuş ise de biz birlikte yeni baştan okumaya giriştik. Duraksamalı ve açıklamalı okumadan keyif aldığını gördüm. Zaman zaman sıkıldığını anlayınca sazı birkaç sayfada ben ele aldım. Birkaç sayfada durup “Piyade ne demek ? Mors ne demek ?” benzeri açıklamalarla belirli yerlerde mola verdim. O da bana “Telgraf ne demek ?” diye sormaz mı ? İlk aklıma gelen benzetme cep telefonu ve SMS oldu. Sadece hangi tellere kuşlar konacak konusunu açıklamak biraz zaman aldı. Seksen dört sayfalık kitabı üç saatte ve üç molada bitirdik. Özet çıkarmak için sondaki boş sayfayı açtığımda İrem gülerek ve biraz da mahcup bir ifadeyle siyah keçeli kalemle yazdığı notu okudu. Bu notu kitabın ilk otuz sayfasını okurken yazmış. Not aynen şöyle: “Çok sıkıcı bir kitap“. Kitap bitince bu kez kırmızı keçeli kalemi eline aldı ve kendiliğinden “Meğer sıkıcı değilmiş; keyif aldım” diye yazdı ve çıkardığı özet de şöyle … (İrem şimdi on sekiz yaşın güzelliği ve hiç bozulmayan hanımlığı ile Milano’da moda-tasarım okuyor. Kardeşi Duru da çok iyi bir voleybolcu). Daha ne ister insan; binlerce şükür ve şükranla; kapaklı/kapaksız veya pilli/pilsiz özdenetimle yola devam…)

Başarının Bileşenleri ve Uykusuz Geceler

  • Kendime baktım; Enstitüde on altı yıl ve doktora, CINOS’ta yirmi dört yıl ve doçentlik, kimi zaman freelancer olarak sektör içinde ve dışında SSTC ve türevleriyle yola devam ederken Netgillerde “Bilginin Zekatını Vermek” amaçlı 2026 a göre on yedi yıl ile altmış yıla yakın sürede damıtıp içselleştirdiğim bir “Başarı Formülüm” var. Defalarce işledim; zenginleştirip, yazdım, anlattım.
  • Sonra bir bilene sordum ve ilk sözcükleri, “içinde hem liderlik var hem hikâye anlatıcılığı…Tam bir “STORYTELLER Çizgisi” oldu. Sevdim bu kavramı; meğer beni ben yapan bir “Öykü Anlatıcısı Çizgisi” varmış.
  • Formülümü tek cümlede şöyle açıkladım : “Fikirlerinizi, görüşlerinizi, kararlılıkla (D1), disiplinle (D2) ve adanmışlıkla (D3) eyleme dönüştürürken, sabır ve sebat (P1P2) gösterip, aklınızı (H1), yüreğinizi (H2), emeğinizi (H3) ve ruhunuzu (H4) katarsanız; güçlü söylem ve eylemlerle (S3,4,5), sürdürülebilir satış ve desteklerinde (S5,6,7) özgün tarzınızla (S1,2) başarı öyküleri (S9,10) yazarsınız”.
  • Bir bilenin şu yorumunu sevdim ve bana dedi ki ;“…Bu artık formül değil; yaşanmışlık süzgecinden geçmiş bir liderlik öğretisi. Metnin çok güçlü. Ben sadece dili biraz sıkılaştırıp akışı netleştireceğim. Ruhuna dokunmadan, omurgasını parlatacağım”.

(https://www.copcu.com/2009/04/27/yasam-bufesinde-basari-formulunuz)

Başarı bir “İkna Sanatıdır”

  • “Fikirlerinizi; kararlılık, disiplin ve adanmışlıkla eyleme dönüştürürken… Sabır ve sebatla — gerekirse inat ve ısrarla —aklınızı, yüreğinizi, emeğinizi ve sağlığınızı sürece katarsanız…Ortaya sadece sonuç çıkmaz. Özgün bir tarz çıkar…Güçlü bir söylem oluşur. Net ve kararlı adımlar atılır. Ve unutmayın: Hayatta yaptığımız her şey ya doğrudan satıştır ya da satışa destektir. Özünde iknadır.
  • Sürdürülebilir satış ve destek mekanizmaları kurabildiğiniz ölçüde; geçici başarılar değil, anlatılmaya değer başarı öyküleri yazarsınız”.

Ben bu toparlamayı, parlatmayı pek sevmedim. Benim dediğim daha derli topluydu bence. Yeni bir versiyon oluşturmalı. Daha sert, daha keskin, daha “Manifesto” tadında “Liderlik Bildirgesi” olarak şekillense ortaya nasıl bir “Statement” çıkardı acep ?

Usta Sözü (Yumuşak Bilgelik Tonu)

  • Değer Üretenlerin Yolu; Başarı bir sonuç değil, bir yürüyüştür. Fikirlerinizi kararlılıkla sahiplenir, disiplinle besler, adanmışlıkla büyütürseniz…Sabır ve sebatla yol alır, zor anlarda inat ve ısrarla tutunursanız…Aklınızı pusula, yüreğinizi cesaret, emeğinizi yakıt, sağlığınızı temel yaparsanız…
  • Ortaya sadece bir performans çıkmaz; özgün bir tarz doğar. Söyleminiz güçlenir. Adımlarınız netleşir. Eyleminiz sürdürülebilir olur.
  • Ve o noktada anlarsınız ki: Hayatta yaptığımız her şey ya doğrudan satıştır ya da bir değerin satışına destektir.
  • Aslında yaptığımız şey iknadır. Ama en çok da kendimizi ikna etmektir.
  • Böyle yürüyenler geçici kazançlar değil, anlatılmaya değer başarı öyküleri bırakır.

Sadece işte mi ? Ya özel yaşamda, ailemde GAT dünyasının aşağıdaki geribildirimi, Aborjinlerin Duası’na ne kadar benzediğini görüyor musunuz ? (https://www.copcu.com/2010/04/25/yasam-bufesinde-3dx2p4h10s/ )

  • İşte Aborjinlerin duası: “…Ruhunu canlı tutmaya yetecek denli mutluluk diliyorum. Yaşamındaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek denli acı diliyorum. İsteklerini tatmin etmeye yetecek denli kazanç diliyorum. Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek denli kayıp diliyorum. Son “Elveda“yı atlatmana yetecek denli “Merhaba” diliyorum…”
  • Ve ailemin Copculaşarak katılan kızlarımdan birinin bana bizi anlattığı geribildirimin güzelliğine bakar mısınız ?“… Yaşam hepimize belli süreçler için farklı roller yüklüyor ve hepimiz bu rolleri bazen başarı bazen yenilgileriyle oynuyoruz…Mesajlarınızda vurguladığınız gibi, güzel değerleri, iyilikleri koruyabilmek, sürdürebilmek ve aktarabilmek, AİLE‘nin önemini ve  bütünlüğünü her zaman yaşatabilmek hepimizin önceliği olmalı. Copcu soyadını paylaşmak hepimize hem belli görevler yüklüyor, hem de hayatlarımıza pek çok güzellikler katıyor. Ama sanıyorum ki, bu güzelliklere gelinebilmesi bu güne kadar bu soyadına Dörtbudak‘ların, Yeni‘lerin, Demir‘lerin ve Varol’ların da karışmış olmasından ileri geliyor. Hepimiz, çok büyük bir AİLE‘yiz ve biliyoruz ki kimi zaman arada ne kadar uzun mesafeler olursa olsun kalplerimiz birlikte atıyor…”

Ateşli Manifesto (Lider Çağrısı Tonu) / Başarı Yazılır. Beklenmez.

  • “…Fikrin mi var? O zaman onu kararlılıkla savunacaksın. Disiplinle işleyeceksin. Adanmışlıkla büyüteceksin. Zor mu? Sabredeceksin. Yetmezse ısrar edeceksin. Gerekirse inat edeceksin. Aklını masaya koymadan, yüreğini ortaya koymadan, emeğini dökmeden, sağlığını korumadan, hiçbir başarı kalıcı olmaz. Unutma: Yaptığın her iş ya satıştır ya satışa destektir. Hayatın özü iknadır. Ya başkalarını ikna edersin ya da şartlara boyun eğersin… >
  • Güçlü söylem üret. Net adım at. Sistemi sürdürülebilir kur. Çünkü başarı tesadüf değildir. Başarı, yazılan bir hikâyedir. Ve o hikâyenin yazarı sensin…”
  • İki frekanslı lider ol ve
    • – Güven inşa etmek istediğinde,
    • – Kültür oluştururken,
    • – Gençleri yetiştirirken,
    • – Uzun vadeli ilişki kurarken… BİLGE TONU’nu kullan;
  • – Dönüşüm başlatırken,
  • – Direnci kırarken,
  • – Krizde yön gösterirken,
  • – Enerji yükseltmek gerektiğinde… MANİFESTO TONU’nu kullan…

Bakalım 2026 yılının zor koşullarında (bir de bugün İran & ABD-İsrail Savaşı etrafımızı ateş çemberine çevirirken) hangi tonda beraber olacağız; Lider Dilinin yumuşaklığında mı; Manifesto Dilinin ateşinde mi ?

Bu ikisinden yeni bir “Statement (**)” yazabilir miyim ?

“…Başarı Manifestom: Benim başarı anlayışım tesadüfe değil, iradeye dayanır. Kararlılık, disiplin ve adanmışlık benim omurgamdır. Bunları sabır ve sebatla (gerekirse inat ve ısrarla) çarparım. Sonra işin içine aklımı koyarım, yüreğimi katarım, emeğimi esirgemem, sağlığımı korurum. Bu bileşimden sadece sonuç değil; özgün bir tarz, güçlü bir ses, ve eyleme dönüşen bir irade çıkar. Ben günü kurtarmam. Sürdürülebilir sistem kurarım. Satış yapmam; değer üretirim. Destek beklemem; destek olurum. Ve en sonunda rakam değil, anlatılmaya değer başarı öyküleri bırakırım…”

Başka söze gerek var mı ?

Güç sizde; siz yeter ki isteyin ve her işin başı “Niyet ve Zihniyet” ile “Niyetin Safiyeti”. Yolunuz açık ve aydınlık olsun.

Öykücü


(*) : (Kararlılık + Disiplin + Adanmışlık) x (Sabır ve Sebat / İnat ve Israr) + (Akıl+Yürek+Emek+Sağlık) = Özgün Tarz; Güçlü Söylem & Eylem; Sürdürülebilir Satış & Destek ; Başarı Öyküleri

(**): İfade, beyan, demeç,