Yaşam Büfesinde “Kör Yalanlar”

“…Yeni bir çare ya da buluş düşününce “icat çıkarma”; duygulanıp yazınca “edebiyat yapma”; düşünüp sorgulayınca “felsefe yapma”; çoğunluk vasata yanlışsınız deyince “hariçten gazel okuma”; avam kalabalıkta özgüvenle yürüyünce “artistlik yapma”; bir şeylerden rahatsız olup neden böyle diye sorunca “caz yapma” diye zihin akışına baraj koyar vasatın ödüllendirildiği kültür…”

 

Ustalık yolculuğuna çıkmış yönetici ve adaylarına önerilerim: Üç Temel Beceri (Dinleme, Soru sorma ve Geribildirim verme ve alma); Strong Sound & Steps: Güçlü Söylem ve Eylem > Özü, sözü bir olmak (İnsanın da TSE si olmalı > ISO)

Merhaba

Bir süre önce büyükelçiler, dün amirallerle ardından vekiller “G2G” geçişini gördükleri için haklı uyarıda bulunmuş ise de “yiv-set” kalmayınca körleşti karar vericilerin gözleri, akılları, yürekleri ve ruhları. Kimi sözleri gazele benzetti, kimi cazlaştırdı. Kimi edebiyat gibi gördü kimi felsefe diye algıladı. Mahallenin efesi kabadayılığı kimseye bırakmadı, biri de en beklenmedik sözcükle, “zevzeklik” ile tanımladı. Aslında öyle bir zamana denk getirildi ki yakında 128b$ nın zirvesini zorlamasından korktuğum vaka sayısını artan ölüm sayısını gizledi yeri göğü inleten öfkeli sesler. Hele bir de gece yarısına az kala, sanki yangından mal kaçırır gibi bir saatte verilen mesaj en hatalı algının oluşumuna yol açtı. Bunun yerine İsmail’den randevu alıp da sabahın hayrı ile canlı yayında duyurmak isteselerdi akşamına da Selçuk pekiştirir ve mesaj doğruca ve doğrulukla, etkili olarak yerine giderdi. Bu bir beceriksizlik mi; yoksa özellikle mi yapıldı.

Geçen gün bir öğrenme yolculuğunun kapanışına yakın online mesaj vermemi istedi sevgili Utku. Bir çeyrek saatlik sürede, telefonda, yüzlerini görmediğim yönetici ve yönetici adaylarına bir set mesaj vermeye çalıştım. Bu katkımdan mutlu olmuş olsa gerek ki ertesi gün kargondan bir kitap (Yeni Bilim: BAĞLANTISALLIK; Yeni Kültür: YAŞAMDAŞLIK) çıktı adıma Nisan 2021 armağanı olarak (https://www.dha.com.tr/saglikyasam/beyin-cerrahi-prof-dr-turker-kilicin-yeni-kitabi-cikti/haber-1813170). Yazımın girişindeki paragraf o kitabın 65 nci sayfasından kısa bir alıntı ve şu anki ruh halim için anahtar sözcük: Vasatın Ödüllendirildiği Kültür ki hoca yine insaflı davranmış. Çünkü şu an içinde yaşadığımız koşullar vasatı değil negatifi ödüllendiriyor.

İnsan Üç Kere Doğar” diye yazmış Profesör Kılıç ve şöyle gruplamış: İlkinde annesinden, yirmilerinde seçimlerinden ve kırklarında hatalarından. Bunu sevdim de ekranlardaki nursuzlara, arsızlara, öfkeli yüzlere, gözleri dönmüş olanlara bakınca k***nın kılı ağarmış adamların (!) ne analarından, ne seçimlerinden ve ne de hatalarından doğmadıklarını görüyorum. Onlara bakınca ekosistemimiz için bahçemizdeki köstebeğin bahçıvandan daha önemli olduğunu anlıyorum (S83). Aynı sayfadaki bir paragrafı aynen alıntılıyorum:

“…Covid-19 pandemisi insanlaığın yaşamdaşlık antrenmanıydı. Bu egsersiz elbette son olmayacak, insan öğrenen bir canlıdır ama kolay öğrenen, hele alışkanlık dediğimiz bilgi akış kodlarını kolay değiştiren bir canlı değildir. Ancak yaşam da en sabırlı ve etkili öğretmendir, çünkü zaman insan için aktığından çok farklı biçimde akar yaşam için…

Kitabın ikinci yarısını okumadım desem yalan olmaz. Çünkü ilk yarının tekrarı gibiydi. Sunumlarının ve konuşma metinlerinin yer aldığı ikinci yarı bir bakıma ilk yarıda ortaya konulanların sözel yapıda bir kez daha pekiştirilmesiydi. Kitabın büyük kısmında hekimlik mesleğinin ve özellikle beyin cerrahisinin bilimselliği ile açıklanan yapı ve sistemleri benim yeterince anlayabilmem pek olanaklı değildi. Seçerek okudum. Anahtar sözcüklerim öncelikle “Merak, Soru, Günlük” oldu. Ve işte onlardan bir grup:

S56: İstek ve sevinç duygusu ile ilerleyen, gönüllülük temelli merak uygarlığın temel yaratıcı eylemlerindendir…

Merak etme ve öğrenip ürün ortaya koyma sürecini 8 aşamayla tanımlıyor hoca ve bunlardan 5 -7 aşamada ağırlık olan “soru sormak” oldu benim için.

S59: Bu aşama (5) merak sürecinin belki de en önemli aşamasıdır, çünkü doğru soruyu sormayı başarmak cevap verebilmekten daha önemlidir (MC: Cevap doğru soru sorulduğunda önemlidir; anlamlıdır)… Günlük yaşam sorunlarına karşı alıcıları açık olanların doğru soruyu sorabilme olasılığı fazladır (MC: Doğru soru sorma SSTC prensipleriyle öğrenilebilir)… Bu nedenle multidisipliner yaklaşım yani “enstitüleşme” doğru soruyu sorabilen ve yanıt verebilecek olanların bir araya gelmesini sağlar. Merak etmeyi tek bir cümleyle açıkla deselerdi, merak etmek soru sormak derdim. Soru sormak biraz da sezgisel ve farkındalık öncelikli zihin ağının…

S61: Günlük tutmak bu süreçlerdeki meraklanma eylemini katalize eder, sırası geldiğinde doğru soruyu sorabilme netliğine ulaşmayı kolaylaştırır.

Sevgili Utku’nun armağanı olan kitaptan bu kadar alıntı yeter. Kendisi tanıyalı sekiz yıl olmuş. Netgiller için bir öğrenme yolculuğu planlamada başladı birlikteliğimiz. Farklı sektörler için modifiye edilmiş SSTC Ustalık yolculuklarında keyifli beraberlikler yaşadık. Teşekkürlerimle yolunun açık ve aydınlık olmasını diliyorum.

Şimdi yine yazımın girişindeki mavili kısmın bağlamında elçilerin, amirallerin ve vekillerin ortak bir dille yazdıkları uyarıları anlamamakta direniyor otorite ve bu da benim algılarımı “GAME” den GAMBLE” a yöneltiyor. Neler oluyor da ben artık bunun bir “Oyun” olmasından çok kanalıyla, boğazıyla, Ukrayna’nın Nato’ya sığınmaya çalışması, batıdan doğuya ülkemin dört yanına yığılan okyanus ötesine ait silahların tehdidiyle durumun oyun değil “Kumar” olduğunu düşünüyorum. Kumarbazın ise gözü kör ve dili yalancı gibi geliyor bana. Bir yanda pandeminin zorladıklarıyla artan işsizlik, artan fukaralık, 128b$ lık faturaya rağmen düşmeyen faiz ve döviz ile yakıcı, yıkıcı yaşam koşullarında neler oluyor da “Oyun” dan “Kumar” a göz göre göre (d)evriliyoruz (!). Yanıt: Yazımın başlığı, “Kör Yalanlar”. Nasıl mı ?

İngilizce oyun demek olan “GAME“den, kumarın karşılığı olan “GAMBLE“a uzanan değişim sürecine eklenen “BL” in karşılığı “Blind/Kör” ve “Lies/Yalanlar” dır ki fazla söze gerek yok ! Arif olan anlar. Ya da bir süre önce sevgili Özdil’in köşesinde yazdığı gibi “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana sazı soksan az”.

Kalın sağlıcakla.

Öykücü