Yaşam Büfesinde “Şubat 2009″

“… Yetmişli yılların ilk günlerindeyiz. Bizim Konya’lı Mehmet, bu kez Türkçe dersinde. Gece okuluna gidiyor. Birkaç ay sonra sınava girecek. Mutlaka ilk okul diploması almalı. Yoksa devlet memurluğunu sürdüremeyecek. Emekliliğine de birkaç sene kalmışken… Mehmet tam bir Anadolu adamı. Aklına geleni, aklına yatanı söylemekten çekinmiyor. Öğretmen ön sırada oturan bir başkasına soruyor: “Söyle bakalım; Kral Konstantin özel isim mi ?”. Yanıt net “Hayır öğretmenim.” Öğretmen şaşırır “neden peki ?”. Yanıt yine bir o kadar net ve berrak “Çünkü o gavur öğretmenim”. Öğretmen dudaklarındaki gülümsemeyi gizlemeye çalışarak bu kez bizim Mehmet’e sorar:”Sen söyle bakalım; Kral Konstantin özel isim mi ?”. Mehmet’in yanıtı da nettir: “Evet, özel isim öğretmenim”. Öğretmen yanıttan memnundur ve devam eder “neden özel isim ?”. Mehmet’in yanıtı bu kez tarihe geçecek özgünlüktedir: “Onu da bir ana doğurdu öğretmenim.”…”

Merhaba

Yanıtlar ancak bu kadar güzel olabilir.

Sizce yanıtları bu denli güzel yapan nedir ? Mehmet’in sistemlerden, kalıplardan, çerçevelerden etkilenmemiş saf, duru aklı mı ?

Gerek Türkçe sınavına hazırlıklara yaptığı böylesi özgünlük , gerek matematik sınavı için 22 teneke balı 3 kişiye bölüştürmede yıllarca çektiği sıkıntı ve gerekse coğrafya sınavında Ankara’yı bulmada zorlanışı hep biz çömezler için birer öğretici öyküydü kırk yıl önce bu yolculuğa çıktığımızda… Öykülerle öğrenmeye böyle başlamıştık.

Peki Şubat ayında www.copcu.com da yazdıklarımla hangi öğretilere aracı olmaya çalıştığıma baktım ve son bir ayda yaptıklarımı özetlemeyi yeğledim. “Yaşam Büfesinde …. ” başlıklarıyla görebildiklerim:

  • 02.02.09 / Kitapların Gücü : Şu hortumlu dünyada fil yalnız bir hayvandır; Tanrılar Okulu; İnsan Mühendisliği; Liderlikte Çıtayı Yükseltmek; Her Piyon Potansiyel Vezirdir; Sekizinci Gün……. SSTC öğrenme yolculuğundan “Liderlik ve Koçluk” aşamasına geçişte ilk akla gelen kaynaklara değindim.
  • 04.02.09 / İnancın Gücü : Hz.Musa ve “yarılan deniz” ; Prof.A.Baltaş ve “istekli olmak”; RAW formülüm ve kişilerin içtenlikle, dürüstlükle kendilerine soracakları üç temel soruya yeniden değindim.
  • 06.02.09 / Bitki Hekimliği : Çeviri hatalarımızla adileşen sürme, yalancı damgası yiyen mildiyö ve inançla direnmenin öyküsü olarak Prof.Dr.E.Onan’ın doktora çalışmasını öykülendirdim.
  • 09.02.09 / Kaderin Karesi : Ahmet, Tezer, Tevfik ve Mustafa’nın yer aldığı fotoğrafı yorumlamam; SSTC izleme çalıştaylarına değinme ve Prof.Gisi bizi neden herkesden fazla severdi ? sorusuna yanıt arayışıma yer verdim.
  • 11.02.09 / Profesörler (1) : Balondaki adamın sıkıntısına çözüm arayan profesörü öykülendirdim. SSTC ve soru sorma becerilerini ele alıp “yanıtlar doğru soru sorulduğunda anlamlıdır” mesajına değindim ki Mart ayının ilk günlerinde Michael J.Gelb‘in “Leonardo da Vinci Gibi Düşünmek” isimli kitabından söz etmeliyim (yandaki kitap M.Gelb’e ait veÇeşme’deki kitaplığımın en sevdiklerimden; daha sonra ona da değineceğim).
  • 13.02.09 / Yeni Rollerin Üstesinden Gelmek : Hedef kitlemi özelleştirdim. Umutlarımı dillendirdim. Projeli yaşam için ısrarlarımı sürdürdüm. Projelerimi öykülendirerek heveslerini artırmaya çalıştım. Bu öykülerime dayanarak “hayat oyun gibi yaşanmalıdır” deme cesaretini buldum.  Neler olacağını zaman gösterecek..
  • 16.02.09 / Profesörler (2) : E.D.Bono‘ nun “rekabet üstü” olma kavramında değindim. Ankara’nın nerede olduğunu bilmek mi Ankara’ya gidebilmek mi ? daha önemli sorusuna yanıt aradım. Yüzme bilmeyen profesör için en güzel yorum Doç.Dr.A.Erciş‘ten geldi.
  • 18.02.09 / Sembiyotik Beraberlik : Islahçı / Patalog çekişmesinde rahmetli Dr.Temiz’le Dr.Saydam’ın ekiplerini emek ve yemek paylaşımında öykülendirdim. Çatışmaların güzelliğini dillendirirken Doç.Dr.H.Lâtif‘in “Fraktalist Yönetim” kitabından “kaos eşiğinde dengede durabilmek” konusunda dikkat çektim. Sevgili Lâtif’den yorum bekledim. Belki de bu süreçte o da profesör oldu; haber alamadım.
  • 20.02.09 / Mektupların Gücü : Satışçının müdürüne yazdığı mektuptaki içten sözcüklere ve gelecek umutlarını öykülendirdim. Prof.Watkins‘in “STARS Modeli” ni açıkladım. Kurbağa Freddy‘ nin öyküsüne yer verdim ve satışta olacak paradigma değişikliğinin önemini vurgulamak istedim.
  • 23.02.09 / Anıların Gücü : Dr.Kern, Dr.Sechser ve Dr.Urech gibi uzmanların yanında asistan olabilme isteğimi SSTC öğrenme yolculuklarının bir özlemi olarak dile getirdim. Öğrenme sürecindeki 5 adımda dikkat çektim. Öğrenmenin tanımını çok sevdim ve orijinal şekliyle yer verip yorumladım. SSTC izleme çalıştaylarına, sunum becerilerine örnek olarak moderatörlük yaptığım bir ürün lansman çalışmasındaki sözlerimi pdf dosyaları olarak olduğu gibi yazıma ekledim. Bunlardan “AIDA” ve “AHA” kavramlarına geçiş oluşturmak istedim.
  • 25.02.09 / Masalların Gücü : SSTC öğrenme yolculuğunda müşteri responslarının ele alınması konusunu “Ayı ileTilki” masalını işleyerek ortaya koymaya çalıştım. Çoklukla oluşan “sen yine beni aldattın.” sözlerini yine anılarla öykülendirdim. S.Covey‘in “Sekizinci alışkanlık” kitabının ekinde yer alan “çalkantılı sularda” ve “Liderler yolun ötesini görür” görsellerine dikkat çekmeye çalıştım.
  • 26.02.09 / Duaların Gücü : Sektörel ve Akademik kurumlarda gelişen ilişkiler arifesinde yeni rol ve sorumlulukların heyecanları için “Copcular“ın duasını açıklıyorum. Şükürlerimizi dile getiriyorum. S.Covey’in “Sekizinci Alışkanlık” isimli kitabının ekindeki kısa filmin ana teması olan “Hayat kısa… Öyleyse...” filmindeki “4ncü L” yi etkili kılma umuduyla hız ve hevesimi artırıyorum. Daha ne ister insan !
  • 27.02.09 / Hız ve Heves : Dört yıl önce katıldığım MAS 6 dan örnekler verdim. Sayın İ.Aybar’ın iletisiyle mesajımı genelledim. İletişim ve paylaşıma dikkat çektim. Daha sonra dillendirmek üzere Prof.M.Yunus ve “Kelebek Etkisi” ne kısaca dokundum.

Yazılarda böyle tamamlanan Şubat ayı beklentileri aşan soğuklarla geçti. Üşüdük.

Barajlar doluyor diye yağışlara sevindik.

Seçim ortamının sözleri ve eylemleri meydanları ısıttı. Yürekleri ısıttı mı ? İşimiz zor. Umutlarımız bir başka bahara kalmaz inşallah…

Görelim Mevlam neyler; neylerse güzel eyler.

Yolunuz hep aydınlık olsun.

Öykücü (mustafa@copcu.com)