Yaşam Büfesinde “Yaza Veda (2026)”

“Yeşil gözlerini ufkuma ger ki. Bahar geldi diye türkü söyliyem. Sarı saçlarını yüzüme ser ki. Koklayıp öperek yaz geldi diyem. Turnalar uçun. Yayladan geçin…”

Nezuş’un Sofrası & Turnaların “V” Uçuşu arasında ne ilişki olabilir ki !

Yaşam Büfesi önündeki yarışlarını tamamlayan Kırmızı Tulumlu Mustafa (KTM) artık Yaşam Gölü kenarında sırasını bekleyen “LAL Yolcusu (Leave A Legacy / Bir Miras (=İz) Bırakmak İsteyen) 80+ Musto Dede olarak, Kerteriz Defterinde Torunları (EB@ID) için Anlam Damıtmaya Çalışıyor.

Dün (23.09.2026), dostlarımızla (SZG; SNB; İMİ; MÜŞ) Nezuş’un efsanevi menü ve sunumlu sofrasıyla Çeşme’de yaz sezonu beraberliği kapattık. Biz (MNC) hâlâ ve hep Çeşme’deyiz. Bize Çeşme’nin kışı yazından güzel; en azından azgın sivrisinekler olmayacak. Ne yazık ki sevgili Musa’nın onca ekstra ekipmanlı mücadelesi de sivrisinekleri yok etmedi; yok etmesi bir yana hem sayısını azaltmadı hem de iştahlarını. Yaz boyunca uzun kollu gömlek, uzun eşoftman altı ve her zaman tek ve kimi zaman da iki çorap giydim üstüste…Gel de kışı arama !

Nezuş’un sofrasındaki menünün favorisi “Boşnak Mantısı” idi ve katılımcılara hem sözel hem de yazılı olarak “kesinlikle en geç saat 16.00 da hazır olun; mantı o saatte fırından çıkacak ve sıcak sıcak yenecek…” yazdım; Böylesi sert uyarılı çağrının dile dökülmeyen avamca mesajı “sona kalan dona kalır” idi. Bu deyimdeki “don” sözcüğü iki farklı anlamıyla da doğru olabilir mi ? Yoksa benim “dirty mind” zihnim mi yerinde duramıyor ? Her neyse konuyu dağıtmıyalım.

Sofraya devam edelim; yine Nezuş’un el ve gönül emeklerini yansıtan “Fırında Mini Biber Dolması” da her zamankin de farklıydı. Mini fırın tepsimizde (28x28cm) her zaman 40-45 biber olurken bu kez 66 biber vardı. Buna ait bir fotoğraf ekleyeceğim yazıma.

Bu kadar mı ? Hayır. Nezuş’un bir de proteinli mantısına (ve biraz da dolma; çünkü hem kıymalı, hem zeytinyağlı ve içi de ön pişirmeli) sebzeli sunumu olsun diye (Nezuş bu menüde yemekleri bütünleştirmeyi çok iyi biliyor; çünkü 80+ da bile hem enerjisi hem inancı yüksek) “Kabaklı-Kaşarlı Böreği” de el açması ve böreği yerken Diyarbakır kökenli İstanbul efendisi İhsan bey böreğin tellerine, katlarına bakıp “nasıl böyle ince açılmış; Aman Allah’ım” demekten kendini alamadı. Böreğin de görüntüsünü ekleyeyim yazıma.

Bitti mi ? Hayır, bir de fırında sütlaç var ki her hafta evimize kendi ineklerinin sütünü getiren Oya hanımın sütünü yoğurt yapıp sadece bu sütlaç için bana Jersey inek sütü arattırdı Nezuş (üstelik litresi 105TL). Yazım sütlaç görüntüsüz kalmasın.

Tam yemekler bitti diyerek ve gün kavuşmaya yakın hava da serinlemeye başlayıp da açık terastan camlı bölmeye geçerken buzdolabında soğumaya bıraktığımız ev / Nezuş yapımı hıyar turşusunu hatırladık ve kimimiz (ben, Nevin hanım ve ihsan bey) tatlıdan sonra bile yiyerek o turşunun lezzetinden mahrum kalmadık.

Çaylar, kahveler derken dostlarımızı bu kez Musto Dede’nin aile içinde hep yaptığı dualarla uğurladık (buna ait videoyu da ekleyeceğim).

Bu yaşanmışlığımı “LAL Yolcusu (Leave A Legacy / Bir İz Bırakmak İsteyen) 80+ Musto Dede’nin torunları (BE@ID Beşlisi) için “Anlam Damıtma Alanı” açmak istediği “Kerteriz Defteri” formatında bir yazıya dökerek devam etmek istiyorum.

Bunu deniz kenarında oldukça serin (ve hatta soğuk) deniz kenarında düşünüyorum. Yaza vedanın bu son gününde denizde sadece Nezuş, sahilde de sadece ben vardım (Nezuş görmezse bunu da yazıma eklerim; Nezuş fotoğrafının çekilmesinden hoşlanmıyor). Bunları düşünürken gökyüzüne baktım ve kalabalık bir grup turnanın gerçekten “V Uçuşu” ile güneye doğru yol aldıklarını hayranlıkla izledim. Rutinlerimizde o kadar çok hayranlık duyulacak örüntüler, görüntüler var ki “Nezuş’un Sofrasından Turnaların Uçuşuna” kadar. Yeter ki görmeyi iste ve MAS (Nicel ve Nitel Artış Arayışı) laşmak yerine gerçekten de SAS (Daha Sade ve Daha Derin) laşmayı gönülden iste. Hep söylerim “sana hiçbir dilek verilmemiştir ki gerçekleştirmek için gerekli olan güç de beraberinde verilmemiş olsun; sen yeter ki iste…

İlgisiz gibi görünen bu sahnede yazın vedası, dostların vedası, turnaların göçü ve Nezuş Sofrası’nın son noktası birbirine çok güzel bağlandığını düşünüyor Musto Dede. Özellikle turnaların V Uçusu, “aynı gökyüzünde buluşup farklı yönlere yol alma” metaforu olarak dostların yaza vedası için de kullanmak istiyor Musto Dede.

Blogumda bu konuyu ardışık iki yazı ile açıklayacağım. İlk yazım için “Yaza Veda (2026)” başlığınıkullanıyorum ve alt başlığının da “Turnaların V’si, Dostların Vedası ve Nezuş’un Sofrası” olmasını istiyorum. Yazımda kimi zaman Mustafa olarak birinci tekil şahıs dilini; kimi zaman da Musto Dede olarak üçüncü şahıs dilini kullanıyorum; hoş görüle…

Şimdi bunu Kerteriz defteri formatında yapılandırayım:

Konu-Tanım: Yaz da sırasını tamamladı. Çeşme’nin kumsalları biraz daha tenhalaşırken, yaz dostları da evlerine dönmeye başladı. Serinlemiş kumlarda yürürken gökyüzünde gördüğüm turnalar ise sanki bu vedaya eşlik ediyordu. V şeklinde göç ediyorlardı. Bir süre aynı gökyüzünü paylaştılar; sonra kendi yollarına devam edecekler. Belki yaz dostları için de hayatın küçük bir özeti buydu: Bir mevsim boyunca aynı gökyüzünde buluşmak, sonra sırası gelince kendi yuvasına dönmek.

Yaşanmışlık:  Nezuş’un sezon finali ise gerçekten unutulacak gibi değildi. Mantıklı bir sofranın (!) başında (lütfen dikkat; tam burada 80+ lık Musto Dede bir yazım hatası yapıyor. “Mantılı” yerine “Mantıklı” yazmış ki bunu sonraki yazısının başlığı yapacak: Yaşam Büfesinde “Mantıklı Mantı”) fırında mini biber dolmaları, kabak böreği ve fırın sütlaç…Omzu ağrıyan, boynu ağrıyan Nezuş yine bildiğini yaptı: Sofrayı yemeklerle değil, emekle kurdu. Dostlarımız da bu sofrada yazın son akşamlarından birini paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. Hemen evlerine döndüklerinde sıcağı sıcağına dostlardan birinin geribildirim olarak WhatsApp’tan ilettiği bir mesaj:

“…Değerli dostumuz Mustafa bey ve Nezahat Hanım’a bugün için çok teşekkür ederiz harika mantı minik dolmalar sütlaçlar yapmışlar ellerine sağlık olsun her şey mükemmel ötesiydi kendilerine sonsuz teşekkür ederiz böyle güzel bir gün geçirttikleri  için inşallah seneye tekrar birlikte oluruz sevgiler selamlar …”

Ben de Musto Dede olarak onları dualarımla uğurladım. Çünkü bazı vedalar hüzünlü değildir. Bazı vedalar, şükrün başka bir biçimidir.

LAL Yolunda Anlamı: Turnaların V’sine bakarken düşündüm: Öndeki turna yolu açıyor, arkadakiler onun açtığı hava koridorundan yararlanıyor. Sonra öndeki değişiyor. Hiçbiri sonsuza kadar önde kalmıyor. Belki dostluk da biraz böyle. Bazen biz öndeyiz, bazen başkası. Bazen biz uğurluyoruz, bazen uğurlanıyoruz. Ama aynı gökyüzünü paylaşmış olmak, yolun kendisinden daha kalıcı olabiliyor. LAL Yolcusu Musto Dede ve Nezuş için önemli olan da galiba bu: Birlikte geçirilen zamanı çoğaltmak değil, anlamını çoğaltmak.

Kerteriz defteri: Aynı gökyüzünde buluşan dostlar, zamanı gelince farklı yönlere uçsalar da geride ortak bir yaz bırakırlar.

Musto Dede’nin Sözü: “Veda, her zaman ayrılık değildir; bazen birlikte yaşanmış güzelliklere konulan bir noktalama işaretidir.”

Torunlarıma Not: “Sevgili torunlarım, hayatınız boyunca pek çok insanla aynı sofraya oturacaksınız. Bazıları uzun kalacak, bazıları kısa…Bazıları çocukluğunuzda, bazıları gençliğinizde, bazıları belki de hayatınızın sonbaharında karşınıza çıkacak. İnsanları ne kadar tuttunuz değil, onlarla birlikteyken birbirinize ne kattınız, onu hatırlayın. Ve bir gün bir dostunuzu uğurlarken üzülmek yerine, önce onunla aynı gökyüzünü paylaşmış olduğunuza şükretmeyi deneyin. Çünkü turnalar da bize bunu öğretiyor: Yolculuk devam eder; dostluk ise bazen gökyüzünde, bazen sofrada, bazen de hatırada kalır.

Yaşam Gölü Kenarında: Yaz dostlarımız evlerine döndü. Kumsal tenhalaştı ve serinledi. Gökyüzündeki turnalar da V’lerini kurup uzaklara doğru yol aldılar. Nezuş’un sofrasında ise yazın son hatırası kaldı: Mini biber dolmaları, kabak böreği, fırın sütlaç ve dostluk…Ben de Yaşam Gölü’nün kıyısında, sıramı aşmadan, onları dualarımla uğurladım. Belki gelecek yaz yine aynı sofrada buluşuruz. Belki bazıları gelemez. Belki bazıları başka bir yoldan gelir. Ama bugün biliyorum ki: Güzel bir yaz, güzel bir sofrayla kapanırsa; veda bile insanın içine ferahlık bırakabilir. Ve gökyüzündeki turnalar bize sessizce şunu söyler: “Her yolculuk bir ayrılık değil; bazen başka bir buluşmaya doğru uçmaktır.”

Yaza veda ederken; güneş kavuştu. Dostlar evlerine döndü. Turnalar yollarına devam etti. Musto Dede ise şükrünü kalemine bıraktı. “Mantıklı sofranın (!) sezon finali, tariflerden önce hatıra bırakmış.”

Yazının ilk bölümünün finalinde her nedense Musto Dede “ALOHA Moduna  döndü;

Ask (Sor) >  Listen (Dinle) > Observe (İzle) > Help (Yardımcı ol) ve > Ask Again  (Tekrar Sor)

…Ve Musto Dede düşünüyor “Neyi sormalı ki …”

Soru: Hatalardan anlam damıtalabilir mi ?

Öykücü “Musto Dede”