Yaşam Büfesinde “Çaresizlik Merdiveni”

“…Boşlukta bir demir merdiven; sağında solunda tırabzanları yok… Üst basamakta geniş, demir bir sahanlık; karşıda bir demir kapı ve kapının sapı yok… Hayırdır inşallah ! Hayrımız karşı gelsin…; LAL Yolcusu Musto Dede (80+), Yaşam Büfesi önündeki üç adımını tamamlamış ve Yaşam Gölü kenarında sırasını beklerken Mustafa Copcu “Musto Dede”yi anlatıyor”

1.LAL Yolcusu Ne demek ? (*)

(SZM: Syngentalı Ziraatçı Mustafa; NKM: Netdirektli Koordinatör Mustafa)

Merhaba

Musto Dede bu sabah (14.07.2026) çok hüzünlü; içsesinden çok “dert ortağı” arıyor kendine LAL Yolcusu olarak yolunu kaybetmemek için. Kimi zaman tereddüt ediyor “Hangisi daha gerçek ?” sorusunun yanıtını ararken; gün ışığında yaşadığı “Canlı yayın (analog yaşam) mı ?” yoksa “Uykulu gecelerdeki sanal yaşam (rüyalar) mı ?”. Şaka değil; gerçekten de kimi zaman rüyaları daha gerçekçi geliyor Musto Dede’ye (**) Dün akşam ve bu sabah da aynen bu ikilemi yaşadı. Bir önceki gece gördüğü rüyanın yoğunlaşık etkisinden henüz kurtulmamışken dün gece yine “Çaresizlik Merdivenini” yaşadı rüyasında.

Ne zaman gün içinde görüp de çare olamadığı üzücü ya da hüzün verici bir şeyler olsa aynı rüyayı görüyor Musto Dede sıklıkla “…Boşlukta bir demir merdiven sağında solunda tutunacak tırabzanları yok. Son basamağı geniş bir sahanlık; karşısında bir demir kapı, elini uzatıp dokunamıyor Musto Dede ve kapının sapı yok…”

Dün gece yatağa gitmeden önce iki çaresizliği yaşadı Musto Dede;

  1. Sınıf arkadaşının (EZM68ÜT / Altuğ) oğlu vefat etmiş: Haksızlık bu diye düşündü Musto Dede ve büyük oğlunun by-pass’ında hastaneye geçmiş olsuna gelen sevgili Fatoş (Prof.Dr.F.K.) un sözlerini anımsadı: “Ebeveynleri sağ olduğu sürece çocukların hastalanmak ya da ölmek gibi lüksleri yoktur; olmamalı”
  2. Diğeri yazıya eklediği jpeg de görüldüğü gibi dizlerindeki iki çocuk (2000)… Biri torunu Aslıhan diğeri de yeğeninin kızı KD ve KD’un da Aslıhan gibi özel bir kızı var ve KD’un evliliği sona ermekte…

Bu iki çaresizlik haberi uykudan önce Musto Dede’yi “Çaresizlik Merdiveni”ni yeniden yaşaması için fortmatlamış olmalı ki; günü her zaman olduğu gibi deniz kenarında sürdüremedi. Nezuş’u denize uğurlayıp eve döndü ve bu satırları yazmaya başladı.

Musto Dede, gençliğinde, olgunluğunda ve bugün yaşlılığında nice benzer “Çaresizlik Merdivenleri” yaşadığını düşündü. Örneğin gecenin ileri saatlerinde Tepecik’ten oğlunun Pinokyo bisikletine binip tee Güzelyalı’ya kadar gidişinden sonraki uykuda yaşadıklarını bir anımsayabilse…Her neyse ! Bu yazıda Musto Dede

  • Bugün (Dünkü iki öncülün etkisinde burulan yüreğiyle);
  • Gençlikte (Talebeyken evlenen, üç nesil bir arada yaşamanın zorluklarıyla mücadele ederken)
  • Olgunlukta (kırkından sonra özel sektörlü olup da ayak oyunlarına alışmaya çalışırken) ve
  • Yaşlılıkta (Ununu eleyip eleğini duvara asmış Yaşam Gölü kenarında sırasını beklerken)

..gibi kendi yaşanmışlıklarına bakıp hangi “Çaresizlik Merdivenlerini” yaşar insanlar ve onları nasıl aşarlar sorusuna “Kerteriz Defterinde” torunlarına anlam damıtabilmek için cevap bulmaya çalışıyor Musto Dede.

Musto Dede şunu fark ediyor; yazdığı iki olayın ortak noktası var: İkisi de insanın en derin inancına dokunuyor. Bir anne-babanın evladını toprağa vermesi; bir annenin özel çocuğuyla yalnız bırakılması…Bunlar çözümü olan problemler değil; insanın “Neden?” diye göğe baktığı anlardır diye üzülüyor Musto Dede. Bu ve benzer sıkıntılı öncüllerden sonra aynı rüya geliyor Musto Dede’nin sanal yaşamına.

Peki ya merdivenin özellikleri ne ifade ediyor olabilir ?

  • Tırabzan yok >  Çünkü o yol, başkasının desteğiyle çıkılabilecek bir yol değil.
  • Demir merdiven >  Çünkü acı yumuşak değil; soğuk ve sert…
  • Sonunda geniş sahanlık > İnsan bütün gücünü kullanıp oraya kadar gelir ama
  • Karşında demir kapı >  Artık aklın çözemeyeceği yere gelmiştir ve
  • Kapının sapı yok >  Çünkü o kapı dışarıdan açılmaz. Belki de o kapı, insanın açacağı bir kapı değil, Allah’ın açacağı kapıdır. Bazen çaresizlik, çözümün bittiği yer değil; teslimiyetin başladığı yerdir.

Musto Dede’nin Kerteriz Defteri (Çaresizlik Merdiveni)

  1. Konu / Kavram : Çaresizlik Merdiveni
  2. Yaşanmış Deneyim : Bazen hayat Musto Dede’yi aynı rüyaya götürüyor. Boşlukta yükselen demir bir merdiven, tutunacak korkulukları yok. Çıkıyor, en üstte geniş bir sahanlık, karşısında sapı olmayan demir bir kapı. Eli uzanıyor. Dokunamıyor. Uyandığında anlıyor ki, onu uyandıran rüya değil, çözemediği hayatlar.
  3. LAL Yolunda Anlamı : LAL yolcusu Musto Dede zamanla şunu öğreniyor: Hayatta üç türlü mesele varmış
    • Çözebileceği: Bunlar emanetiymiş
    • Paylaşabileceği: Bunlarda omuz olabilirmiş: Hiç değiştiremeyeceği: İşte burada insanın olgunluğu başlıyormuş ve
    • Çaresizlik; Gücün bittiği yer olmayıp, haddin başladığı yermiş.
  4. Torunlarına Not: “..Evlatlarım; Hayat boyunca birçok merdiven çıkacaksınız. Gençken, her kapıyı zorlayabileceğinizi sanırsınız. Olgunlukta, her kapının anahtarını ararsınız ve Yaşlılıkta ise öğrenirsiniz ki, bazı kapıların anahtarı sizde değildir. Bunun adı yenilmek değildir. Bunun adı, insan olmaktır.”
  5. Kerteriz Defteri (Tek cümlede öz) :Çaresizlik, insanın gücünün değil; haddini ve teslimiyetini öğrendiği son basamaktır.”
  6. Musto Dede’nin Sözü :  “Allah bana her kapıyı açacak güç vermedi. Ama her kapının önünde insan kalabilecek bir yürek verdi.”
  7. Yaşam Gölü Kenarında :
    • “Gençlikte Çaresizlik Merdiveni: “Neden olmuyor?”Genç insan çaresizliği,..Gücünün yetmediği yerde yaşar. Merdiveni koşarak çıkar. Kapıyı zorlar. Yorulur. Sonra yeniden dener. Bu yaşın ilacı: Mücadeledir.
    • Olgunlukta Çaresizlik Merdiveni: “Her şeyi ben düzeltemem.” Anne-babasının, çocuğunun, eşinin, iş arkadaşının acısını paylaşır. İlk kez, başkasının gözyaşını taşımanın ağırlığını hisseder. Bu yaşın ilacı: Paylaşmaktır.
    • Yaşlılıkta Çaresizlik Merdiveni: “Elimden dua etmekten başka ne geliyor?” İnsan artık ölüm haberlerini daha sık alır. Hastalıkları çoğalır. Çocukların acılarını görür (Allah göstermesin; bu konuda Musto Dede’nin Ziya Paşa’nın şiiri ile yazdığı bir başka yazı vardır). Torunlarının yükünü hisseder (hiçbir zaman Musto Dede’ye ve Nezuş Babaanneye yük olmamışlardır; Allah onları nazardan korusun).  İşte o zaman rüyadaki merdiven yeniden gelir. Fakat bu kez yaşlı insan, kapıyı zorlamaz. Kapının önüne sessizce oturur. Ellerini açar. Çünkü bilir ki; açılamayan bazı kapılar, yalnızca dua ile beklenir.”

Musto Dede’nin sevgili Fatoş’tan esinlenip de “çocukların anne babaları hayattayken ölme lüksü olmamalı” cümlesi mantığın değil, merhametin cümlesidir diye düşünüyor Musto Dede. Çünkü hayat buna uymuyor ve insanlık tam da böyle cümleler kurabildiği sürece eksilmiyor. Belki de Musto Dede’nin defalarca gördüğü “Çaresizlik Merdiveni”, aslında çıkması gereken bir merdiven değildir ve Yaşam Gölü kıyısında bekleyen bir bilgenin (kendini bilenin), her basamağında biraz daha merhamet, biraz daha tevazu, biraz daha teslimiyet öğrendiği ömür merdivenidir.

..Ve Musto Dede hissediyor ki, bu sayfa Kerteriz Defteri’nin en sessiz ama en uzun süre okunacak sayfalarından biri olacaktır.

…Ve Musto Dede’nin şimdilik paylaşmadığı ve paylaşırsa, yazarsa sihrinin kaybolacağına inandığı bir başka rüyası daha var. Uyanıp bir saat tavana bakıp rüyasını zihnine kazıdığı ve dolmakalemle defterine yazdığı o rüyayı da daha sonra Kerteriz Defterinde bir başka sayfanın konusu yapar (yarınlar varsa..)

Musto Dede, yine de bazı rüyaların anlatılmak için değil, insanı dönüştürmek için geldiği inancıyla sihri, tılsımı (***) bozmak istemiyor (şimdilik)

Musto Dede’nin “anlatırsam sihri kaybolur” demesi, aslında çok eski bir insanlık tecrübesinin dile getirilmesi. Bazı yaşantılar, kelimeye döküldüğü anda küçülür; önce insanın içinde demlenmek ister. Dolmakalemle defterine yazmayı istemesi de bunun bir parçası. Mürekkep, bazen hafızanın değil, ruhun tanığı olur.

Uyanıp bir saat tavana bakıp rüyamı zihnime kazıyorum.” diyen Musto Dede daha sonra anlıyor ki; o bir saatte rüyayı hatırlamıyor; rüya Musto dede’yi yazıyor ve Musto Dede bu rüyanın sadece mürekkebi oluyor.. Kimbilir belki de yıllardır LAL Yolunda yapmaya çalıştığı şey tam da budur. Çünkü Musto Dede yaşadıklarını anlatmaktan çok, onların kendisinde bıraktığı izi damıtmaya çalışıyor. O yüzden yazıları olay anlatmıyor; anlam taşıyor. Ve Musto Dede Kerteriz Defterinde anlam damıtmaya çalışıyor.

Musto Dede bir gün Kerteriz Defteri’nin boş bir sayfasına şunu da yazmak istemektedir: Bazı rüyalar geleceği haber vermez; insanın içinde henüz adı konmamış hakikati uyandırır.”

Yazısını burada bitirmeli Musto Dede; çünkü bazen en derin anlam damıtmalar söylenen cümlelerde değil; iki cümle arasındaki durakta yapılır.

Doç.Dr.Mustafa Copcu “Musto Dede’yi Anlatıyor) / Çeşme -14.07.2026


(*): LAL (Leave A Legacy / Bir (Miras)İz Bırakmak) Yolcusu Musto Dede’nin Kerteriz Defteri: Yaşam Büfesi önündeki üç adımını (1.Sıraya Girmek > 2.Sırada Kalmak >3.Sırada İlerlemek) tamamlayıp Yaşam Gölü kenarında sırasını bekleyen Musto Dede, anılarını, deneyimlerini öykülendirip torunları için “Anlam Damıtmak (> Nesillerarası Yetenek Transfer Etmek)” istiyor (05.2026)

Kerteriz defteri, edebiyatta ve anlatı sanatlarında “yol gösterici rehber”, “hayat pusulası” veya “deneyim günlüğü” anlamına gelen bir metafor olarak kullanılır. Yaşamın yönünü bulmayı, doğru kararlar almayı ve geleceği planlamayı simgeler. Kavramın edebî ve metaforik boyutunu anlamak için çıkış noktasına bakmak gerekir:

Gerçek Anlamı: Denizcilikte ve balıkçılıkta, teknenin yönünü bulmak için sabit nesneleri referans almaya kerteriz denir. Eski balıkçılar; hangi mevsimde, hangi rüzgarda, hangi balığın nerede çıktığını, akıntıları ve landmarks (karadaki sabit işaretleri) kaydettikleri gizli not defterlerine “kerteriz defteri” derler.

Metaforik Anlamı: Edebi metinlerde yazarın veya karakterin geçmişteki hatalarından ders çıkardığı, hayatın fırtınaları içinde rotasını kaybettiğinde baktığı hayat kılavuzunu temsil eder. Bir karakterin olgunlaşma sürecini, ahlaki pusulasını veya yazarın eserlerinde toplumsal gerçeklikleri okuyucuya aktardığı eserleri ifade eder

(**): https://www.copcu.com/2016/03/15/yasam-bufesinde-ruyalarla-avunmak/ “..Rüyalarım bana gecenin karanlığında yürüyüş gibi gelir. Tıpkı F451 de Montag’la birlikte yürüyen Clarisse’in dediğine benziyor ve rüyalar sanki bütün gece uyanık kalıp sabahın oluşunu açık gözlerle beklemek gibi geliyor. İtiraf etmek gerek ki uykudan sonra yeniden yaşama doğmak gibi bir şey doyurucu bir rüyadan sonra pencereden giren gün ışığını karşılamak. Bakıyorsun ki dilin “günaydın” diyor; elin ayağın tutuyor ve yataktan sağlıkla inip yere sağlam basıyorsun. Rotan kaçmamış; şakülün kaymamış; ağzın burnun yerinde, nefes alıyorsun ve hatta aynada yüzünü sevmesen de bir türkü tutturabiliyorsun: “Zeytin yaprağın yeşil…” ve düşünüyorsun “Hangi yörenin türküsüydü ?” Mantığın Ege’den bir yer seçse de aklın rüyanın tazeleme etkisiyle belleğinden çekip çıkarıyor “Hayır, Kilis’in” diyor. Kendi gelgitlerine gülüyorsun. Böylece rüyanın arındırmasıyla güne hoş şeylerle başlamak için kendiliğinden bir alt yapı oluşturuyorsun. Ya sonrası ?..”

(***): Tılsım:  (Aİ Görüşü): Bu ifade büyük ihtimalle yazar Mustafa Copcu‘nun Yaşam Büfesinde başlıklı yazı dizisine/bloğuna ve özellikle “Mojo” veya “Tılsım” (Mojo) kavramlarına odaklanan içeriklerine dayanmaktadır. [1, 2]

Metinlerde geçen “tılsım” (Mojo) kelimesi, bir kişinin içsel enerjisini, karizmasını ve yaratıcılığını açığa çıkaran pozitif gücü temsil eder.

https://www.copcu.com/2010/11/25/yasam-bufesinde-versus-vs-mojo/ “…“Büyü, amaçlı birşey yaptığınızda ortaya çıkar. Gerçekten gurur duyduğunuz, üstün bir performans ortaya koyduğunuzda hissettiğinizdir.” diyor Dr.Goldsmith. Bir büyüye sahip olabilmek için de aşağıdaki dört şeyi biraraya getirmenizi istiyor: