Yaşam Büfesinde “COPCUsPlus2019″

“…Balık yumurtadan çıktığı anda nasıl yüzeceğini bilir ve kendi başının çaresine bakmak için fırlar gider. Ördek yavrusu yumurtadan çıktığında, sadece dakikalar içerisinde annesini hem karada hem de suda takip edebilir duruma gelir. Taylar daha üzerlerinden amniyotik sıvı damlarken bacakları his kazansın diye birkaç dakika etrafta hoplayıp zıpladıktan sonra sürüye katılır. Peki ya biz insanlar ! Biz pörsük ve cırlak doğduğumuz dünyada her an her saniye bakım ve gözetime muhtacızdır. Çok yavaş olgunlaşır ve uzun yıllar boyunca yetişkine benzer bir hal alamayız. İşte bu oldukça maliyetli ve riskli yatırımdan büyük bir fayda sağlamamız gerekiyor ki biz buna “Kültür” diyoruz…Kültür iki temel aracı olan “Dil ve Taklit” sayesinde kişiden kişiye aktarılan karmaşık “Bilgi ve Beceriler”in muazzam derlemelerinden meydana gelir…”

 

Merhaba

Demek ki daha yapacak çok şey var. Sözün ve eylemin güzelliklerini taklit ederek kültürümüzü oluşturmak, geliştirmek ve sürdürmek için daha uzun yollar ve yıllar var önümüzde. Allah ömür verirse ve biz faniler de bu ömrü dolu dolu yaşamasını bilirsek daha çok güzellikler olacak yolumuzda ve 2020 ile sonraki yıllarımızda; Allah nasip ederse.

Yeni yılın arifesinde kendime baktım. Aileme baktım. Ülkeme baktım. Globalleşmeyle daha da küçülen dünyaya baktım ve kendimi sorguladım: “Umutlarım 2020 de daha mı fazla ?

Yeni yılın arifesinde önce “Sahne Şahane”de Netgillerin ilk kolunun keyfine tanık olmak için gecenin yarısını aşıp sabahın ikisine uzanan şükürlerime rağmen ellerimin arasındaki başıma ve yorgun gözlerime baktım. MSM’nun yıl sonu kutlamasına dair duyduklarımın sağlık açısından sevinçle endişe karmasını yarattığı duygularımdaki karmaşaya baktım. Ardından aynı haftaya sığdırılan Netgillerin ikinci kolunun Kuşadası’ndaki yatılı eğlencesindeki gençlerin keyfinin öncülü olarak “Zor Yıllar Bütünleştirir” yaklaşımımın olası ettiklerini düşünerek notlarıma baktım. “Baktım, baktım ve baktım”. Yetti mi ?

Yaşam Büfesi, Yaşam Treni ve Yaşam Gölü derken, gölde karşı kıyı görünürken ve “Şahsım Adına (!)” yetmiş beşin dolmasına yirmi gün varken bir hesap yapmak istedim. Aslında 31 Aralık olan bugünü , yeni bir yıl diye tanımladığımız 1 Ocak olacak olan yarından ayıran hiçbir morfolojik (şeklen), hiçbir fizyolojik (işlevsel) ve de hiçbir biyolojik (yaşamsal) farklılık olmamasına rağmen yeni bir sayfa açarak kutluyoruz. Amacımız “Hesap Kesmek” ; hedefimiz “Beklentileri revize etmek” ve kendimize verdiğimiz söz “More And Smarter/Daha Fazlası için Daha Akıllı” olmak. Bu düşüncelerin baskısı altında sessizliğim artarak sürüyor. Bu akşam evden çıkmak istemiyorum. Kendimle (ve Nezuş’la) baş başa kalmak istiyorum. Bu konuda herhangi bir engel de yok çok şükür. Nasıl bir yıl geçirdik ?
Böylesi açık iletişim kanalında yazılabilecek düzeyde paylaşayım duygu ve düşüncelerimi. Daha özel olanlarını da 2020 ajandama “Başlangıç Notları” olarak yazarım Dost Can Deniz’in dediği gibi “Bugün, dünden güç alarak yarınlara uzanır”.

COPCUs/ASPAAVA6733

Önce “Copcu Enişte (Musto Dede)” deyimiyle kendime içeriden ve biraz da dışarıdan bakayım. Rutinden sapma yok gibi görünse de özellikle “Ekstralar”ın olumlu etkisinde endişelerim zirve yaptıkça içe, sessizliğe gömüldüğüm günler oldu. “Şükür ve Şükran” duygularımın ve dualarımın yetmemesinden korkularımın arttığı geceler oldu. “Seyir Tepeleri”nde havuz başında, yaz keyiflerinde genç kuşağımın (BE) idol aldığı amcalarından yansıyan “Çıta Yükseliği”ne bakarken neler hissettiğimi anımsamaya çalıştım. Kimi zaman “Hangisi doğru; Kim haklı” yargısında bocaladım. Talep edenle karşılayan arasında bir yerde olmadığım için uzaktan gözlemci olarak sessizliğimi korumanın doğru olduğuna emindim. İyi de yapmışım. İstanbul’da S ve RS serisi aracın etkisiyle, Hollanda’da bisiklet sürmenin önemi aynı anda gündemime girdi. Bu nedenle ailemdeki yedi aracın “Uykusuz Geceler” ve Sidney’den Miami’ye uzanan gayretlerin (her ne kadar zaman zaman “Sisyfus Etkisi” gibi görünse de>  https://www.airlinehaber.com/sisifos-efsanesi-2/Kayasından daha güçlüydü Sisifos.Bu bir teslim olma değil, bir başkaldırıydı aslında…Kendi hayatımızda da sıkıntılarla birlikte bir çok şeyi yeniden yeniden yaşıyoruz.Hayat; keder, acı, sevinç ve umutların toplamıdır…“Sabır, hiç yüzünü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmektir”.Sabreden eninde sonunda kazanır.Kendi kayamızdan güçlü olmalıyız.) hakkedilmiş ürünleri olmasının yanı sıra bir fazla “A” ekleyerek 2019 yılı için ASPAAVAAllah, Sağlık, Para, Aşk, Akıl Verdi; Amin” diyorum.

2020 vs 2019

Ailem adına önemli bir fark olacağını sanmıyorum. Biz (MNC) ve “Büyük Abi (ÜPC)” emeklilik yaşam standardımızı aynen sürdürmeye çalışacağız. Ancak büyük abinin özellikle Barış/Hollanda açısından daha çok yapacağı görev var. Bu nedenle “Malçik”le oyalanırken başta sağlık olmak üzere daha disiplinli olacağına inanıyorum. Bana gelince yetmiş beşe birkaç gün kala özellikle “Düz Çizgiyi Tutturma Dengesi” açısından daha dikkatli olacağım. Ortanca oğlumun (EÖC) da İstanbul odaklı umutları sağlıkla, huzurla, başarıyla sürerken “Kök Hücre” konusunda başta Nezuş’un dizleri olmak üzere hepimizin sağlığına her zaman olduğu gibi “Şifa” olacağına güveniyorum. Küçük oğlumun (KZC) MSM yan ürünleriyle gelişen, yükselen yaşam standardının yansıması olacak “Göcek Odaklı” yaz günlerinin yanında “ID İkilisi” ile aklının ve gündeminin biraz daha meşgul olacağını görüyorum. Bir başka açıdan baktığımda COPCU’ların “Z Kuşağı”na 2019 yılında bir bütün olarak “ABİDE (Aslıhan Barış İrem Duru Eren)” diye bakıyordum. Gelecek yıl, 2020 yılında grubun erkekleri “BE İkilisi” 20 nci yaşlarını dolduracaklar ve bu durumda grubu “BE AID” diye ikiye ayırarak “Olmak” fiili etkisinde düşünüyorum. Yıllar yılları kovalıyor ve yaşam gölünün karşı kıyısı görünürken yaşam ileri doğru akıyor. Binlerce şükür şahsım (!) ve ailem adına. “COPCUs” un ekindeki “Plus” a gelince. Hısım ve akrabalarımızda da çok şükür 2020 yılı 2019 un ardılı olarak iyilikler, güzellikler ve sağlıklar (Yeni’lerde Nadire hanıma şifalar; Demir’lerde yeni evlerinde sefalar; Varol’larda Yaman’a sağlıklar ve Uraz’a uzun ömürler; Dörtbudak’larda Amerika’dan gelişini sıklaştıran Alper’e ve aylık İsviçre turlarında Çağan’la buluşan Nil’e sevgiler) içinde olacak gibi görünüyor. Hepimiz bu yaştan sonra kızamık çıkarmayacağımıza göre, yaşın ve mevsimin getirdiği geçici sağlık sorunlarından şikayetlerimiz için şimdiden geçmiş olsun diyorum.

Ülkeme gelince; itibarın yerlerde süründüğünü görmekten yüreğimin sıkıştığı ve bu nedenle “muteber” den vazgeçerek farklı bir sözcükle “Halk içinde tığ teber bir nesne yok devlet gibi…” diyerek kanalıyla, arapların içine giren bataklık serüvenleriyle 2020 den hiç de umutvar değilim ve yanılmış olmayı çok istiyorum. Allah akıl, fikir versin diyorum.

Şu bizim Wozniak, rahmetli Jobs’un arkadaşı olan Woz 1986 yılında Berkeley Üniversitesinden mezun olurken yaptığı konuşmada kendini motive eden etkenleri şöyle özetlemiş: “İnsan hayatta, nedeni mutluluk olmayan hiç bir şey yapmaz” ve teorisini de şu şekilde formüle etmiş:

M=YxExA

Açılımı da; Mutluluk, yemek, eğlence ve arkadaşlar demektir ki “Hacker Etiği”nde yaşamın üç temel amacı vardır: Hayatta kalmak, Toplumsallaşmak ve Eğlenmek. Bu iki üçlüyü eşleştirdiğimizde yemenin hayatta kalmak ve arkadaşların toplumsallaşmak olduğunu görürüz. Eğlenceye gelince, yazıma eklediğim kolaja bakmak yeter.

Yazıma Netgillerin ikinci kolunun 28 Aralıktaki yılın yorgunluğunu atma ve yeni yıla yüksek bir moralle girme gecesinden bir kesit ekleyerek “Eren Efelerin Harmandalı”sı ve başta sonda yer alan “İzmir’in dağlarında çiçekler açacak umuduyla” son veriyor; sağlık ve esenlik içinde açık ve aydınlık günler diliyorum.
Öykücü