Mustafa COPCU » Blog Archive » Yaşam Büfesinde Öne Geçerken “İlk 90 Gün”

Yaşam Büfesinde Öne Geçerken “İlk 90 Gün”

“… Yine bir beyin fırtınası yaşadık. Güzeldi. Yeni yapılanmalarla değişim sürecinde şekillendirilmiş projenin hedeflerine ulaşmayı nasıl daha etkili kılabiliriz ? sorusuna yenilikçi çözümler arıyorduk. Sekiz yıl önce de benzer bir beyin fırtınası yapmıştık. Bu sefer daha güzeldi. Çünkü…”

Merhaba

Bir beyin fırtınasının güzelliğini nasıl tanımlarsınız; nasıl ölçersiniz ?

Ben, “Öykücü” olarak şimdilik sadece ikisini karşılaştırmayı yeğlerim. Grupların büyüklüğü, kompozisyonu, ön çalışmalarla temel prensiplerin paylaşılmış olması, grup liderleri, liderlere uyarılar, süre, konu, sonuçların paylaşımında ilk adım, vb. açısından daha güzeldi. Ambians olumluydu. Yön olumluydu. Umutlarla ilerliyorduk. Öneriler cesurdu. Önerilerin sunumu cesurdu. İnşallah beyin fırtınasının sonraki adımları da bu erişilen noktayı adım adım geliştirir. Yapılması gereken, beyin fırtınası önerilerinin çoğu içinde yer alıyor. Tek iş önem vermek; önem verdiğini göstermek, hissettirmek. İstenirse çok kolay ve bulunmaz bir fırsata sahipler.

Bakalım ilk 90 günde dikkati çeker neler olacak ?

Beyin fırtınasına içtenlikle katılanlar ve özellikle grup liderlerinin beklentileri zaman içinde yitip gitmesin için o anları videoya kaydettim. O kayıtlardan bir DVD oluşturdum. Bu görsele mesajlar ekledim. İsteyenlere Hostcini ulaştıracaktır.

Sekiz yıl önceki beyin fırtınasında söylenenler pek çok kişiye şaka gibi gelmişti. Çok cesur söylemler vardı. Daha çok sorun odaklıydık. Bu nedenle “acımasız” öneriler çoktu. Bunlara anında tanık olan üst yöneticiler kimbilir ne kadar gerilmişlerdi. Henüz ikinci global birleşme gündeme düşmemişti. Bu fırtınadan onbir ay sonra yeniden birleşecek ve yeni bir şok dalgası yaşayacaktık. Bu yetmezmiş gibi bir de üstüne ülkesel 2001 krizi binecekti. Seyredin siz gümbürtüyü. Öyle de oldu… Uç sınırlardaki önerilerden birkaçını paylaşmak istiyorum. Böylece kurumsal özgürlük ortamı kadar, “cami duvarı sendromu“nu da görebilirsiniz. Önerilerden ikisi aynen şöyleydi: “genel müdür çok maaş alıyor. onu işten atalım“… Tam “wooow”luk bir mesaj… Bir diğeri : “İstanbul’da oturup Türkiye tarımı görülmez; şirket merkezini İzmir’e taışyalım“. Peki sonrası nasıl gelişti ? Şimdilik öykümü bu  noktada kesiyorum.

Yazımın başlığıyla ne ilgisi var beyin fırtınasının ? Şimdi oraya geliyorum. Grup görüşlerini sunan bir fırtına temsilcisi aynen şöyle diyordu : “hızımız en yavaş olanımız kadar; en yavaşı hızlandıralım”. Bu ifadeyi DVD kaydında net olarak göreceksiniz. İnsaflıydı. İşten atalım diyemiyordu. Sabırlıydı. Hız artışı için umutluydu. Bu öneri beni son günlerde okuduğum bir kitaba götürdü. Aklım bu öneriye takılınca kitabı bu kez sadece bu yaklaşımla tekrar okudum. Kitabın yazarı bir zamanlar Harvard İş Okulu ve bu günlerde de İNSEAD İş Okulu profesörü olan Michael Watkins (http://hbswk.hbs.edu/faculty/mwatkins.html). Watkins’in “Yenilikçi Liderlik Anlayışı İçin Çözümsel Başarı Stratejileri amaçlı “İlk 90 Gün” isimli kitabında net bir önerisi var: “Herkesi hızlandırın” diyor. Bunun bir yolu da herkesin “bilgi ve gizlerini paylaşma“ya hazır olmasıdır.

Watkins’in “İlk 90 Gün” kavramıyla ve STARS Modeliyle ortaya koyduğu toplam 10 önerinin görünümü şöyle:

  1. Kendi reklamınızı yapın.
  2. Öğrenmenizi hızlandırın
  3. Duruma uygun strateji belirleyin
  4. Belirli aralıklarla yükselin
  5. Uzlaşma ile başarın
  6. İşbirliği yapın
  7. Takımınızı kurun
  8. Koalisyon oluşturun
  9. Dengenizi koruyun
  10. Herkesi hızlandırın

Şimdi bu önerileri özellikle RJ09BBY (2009 da gençleşen beşi bir yerde) grubunu oluşturan arkadaşlarım için düşünüyorum. Düşüncemin temelinde de “Lead Self=Kendini Rehberlik Et” yatıyor. Yapabilirsiniz. Yapmalısınız. Yeni yapılanmalarla değişim süreci yaşanırken nasıl bir strateji izlenmesine dair evrensel bir kural, hazır bir reçete göremiyorum. Benzer durumu yaşayarak deneyimle ve yüksek bir bedelle öğrendim ki farklılıklarınız zenginliğiniz olacaktır. Herşey size bağlı. Niyet ve zihniyetiniz önemli.

O nedenle üç temel soruyu sürekli soruyorum: Hazır mısınız ? Yetkin misiniz ? İstekli misiniz ?

Hazır değilseniz; hazır kılarız (bilgi gereksinimi).

Yetkin değilseniz; yetkin kılarız (beceri gelişimi).

İstekli değilseniz; ne yaparız ? Takdir sizin.

Yolunuz hep aydınlık olsun.

Öykücü (mustafa@copcu.com)