“…Güzel bir yaklaşım yakalamışsın ama önce bir düzeltmeyle başlayayım; bu isimler aslında baklagil ya da bitki kökenli değil…; Kültür mü, strateji mi ? İşte bütün mesele, olmak ya da olmamak !…; Cevap, doğru soru sorulduğunda anlamlıdır demek doğru mudur ?…”
Batının SAP’larını (!) Doğunun zerafetiyle kıyaslamaya kalkan zihnim neden yan yollara sapıyor ?
Netgiller kurumsallaşırken kurallar kral olmasın (Netdirekt / MOTES / Otobüs Yolcuları; > Netin / SSTC / Soru sorma becerileri ) > Bilginin Zekatını Vermek (MC / L4 “Leave A Legacy)
Merhaba
“İlham Veren Liderlik“teki ikinci evreye “Karşındakine Liderlik (KaL2)” geçerken bahara dönen Çeşme havasından etkilenip deniz kenarında “Zihnimdeki Soruya İçsesimi Bulma Yürüyüşü” yapmaya niyet ettim ve içsesimde bir sorunun yanıtını bulma melankolisiyle biraz soluklanayım istedim. İtalya’nın yerlisi olan Fiat (Tofaş)’ın “Kuş Serisi” ile Japon’un Toyota’sının “Çiçek Serisi” isimlendirmesinin kökeni için bir yürüyüşe çıkan ayaklarım değil aslında zihnimdi. Yine de geri döndüğümde bir bilene sormaya çalışırken bambaşka bir ders edindim.
İlham Veren Lider olmanın ikinci evresi olan “Karşındakine Liderlik” konusuna daha sonra devam etmek üzere şimdi apayrı bir soruya dost sohbeti arıyorum: Fiat (Tofaş) ve Toyota‘nın alt modellerine seçtikleri sembol isimlere takıldı aklım. Takıntı değil de biraz fantezi arıyorum sanmıştım…
- Tofaş:
- Kartal
- Doğan
- Şahin
- Serçe gibi kuş isimlerini seçerken;
- Toyota:
- Carina
- Corona
- Corolla gibi Baklagil (Leguminocea) taç yapraklarının isimlerini seçmiş
- Bu seçimler isim seçenin kültürel özelliklerini mi yansıtıyor yoksa stratejik bir anlamı var mı ? diye sorarak bir kapı aralamaya çalıştım.
“Güzel bir gözlem yakalamışsın — bu tür isimlendirmeler çoğu zaman “rastgele” değil, markanın zihniyetine, hedef kitlesine ve hatta dönem ruhuna dair çok şey anlatır dedi bir bilen… Ve hızını alamayıp beni düzeltmeye çalıştı: Toyota Motor Corporation’ın Carina, Corona, Corolla isimleri aslında baklagil ya da bitki kökenli değil; Latince “taç / kraliyet tacı (crown)” kökünden türeyen bir isim ailesi olduğunu belirtip dedi ki,
- Corona = taç / hale
- Corolla = küçük taç (çiçeğin taç yaprağı anlamı da buradan gelir)
- Carina = doğrudan aynı kökten değil ama yine Latince kökenli, zarif/estetik çağrışımlı ve sözün özü;
- Toyota’nın yaklaşımı: “asil, düzenli, evrensel ve zarif” bir kimlik üretmek…”
Ne yazık ki; ben burada takılıp kaldım. Sohbetin devamını beklemedim. Önce hata nerede diye düşündüm. Aklımı zorladım. “Yanılmıyorum” diye kendimi yanıtladım. Çatıya çıktım. Gilbert Bocquet’nun “Bitki Sistematiği” notlarıma baktım; bulamadım. Çayır-Mera Yem Bitkileri notlarıma baktım; bulamadım. Ben emindim. Bu üç latince isim “Baklagil Taç Yapraklarını” anlatıyordu. Sınıf arkadaşlarıma (EZM68) sormak üzereydim ki oğlum Ümit sabah kahvesi sohbetine geldi. Konuyu, kuşkularımı ve aldığım düzeltme uyarısını anlattım. Gençlik (yaş altmış olsa da dijitale benden daha aşina olması doğal) bambaşka bir şey; bana “Soruyu değiştirerek soralım” dedi sorusuna aldığı yanıt benim beklentimi kısmen doğruladı ve de daha ötesine taşıyarak..
“..“Karina, Korona, Korolla” aslında bir bitki familyası adı değil, botanikte çiçeğin bir bölümünü ifade eden terimlerdir. Bu kavramlar özellikle çiçek yapısını anlatırken kullanılır yanıtıyla bana yapılan uyarının pek de fazla kıymet-i harbiyesi olmadığını gösterdi. Aslında ben haklıydım ama meramımı doğru anlatamamıştım. Tam da beklediğim yanıtlar karşıma şu şekilde çıktı:
- Korolla (Corolla): Çiçeğin taç yapraklarının (renkli kısımlar) tamamına verilen isimdir.
- Korona (Corona): Bazı bitkilerde (örneğin Narcissus / nergislerde) korollanın içinde yer alan ekstra taç benzeri yapıdır.
- Karina (Carina): Özellikle Fabaceae (baklagiller) familyasında görülen, çiçekteki iki birleşik alt taç yaprağın oluşturduğu “kayık” şeklindeki yapıdır. Özetle:
- Bunlar familya değil, çiçeğin morfolojik parçalarıdır.
- Farklı bitki familyalarında görülebilirler, ancak bazıları belirli familyalarda daha karakteristiktir (örneğin karina → Fabaceae).
- Bunlar familya değil, çiçeğin morfolojik parçalarıdır.
🦅 Bu noktadan sonra yazımı “Kuşlar ve Çiçekler” konusunu daha sonra devam etmek üzere ertelemeye karar verdim. İlgi alanım değişti. Yaşadığım örnekle ilgili olarak “Soru ve Cevap”konusundaki “Oynaşma”ya çıpaladı aklım. Şu sorunun açılımdayım şimdi:
Cevap doğru soru sorulduğunda anlamlıdır; demek doğru mudur ?
El cevap, “evet, ama eksik”. Şöyle denebilir:
- Doğru soru → anlamlı cevabı mümkün kılıyor
- Ama bazen yanlış/eksik soru → yine de doğruya götüren cevap doğurabiliyor …Ve en önemlisi:
- Doğru cevap bazen soruyu yeniden yazdırıyor
Woooow ! Sevdim bu yaklaşımı… Açtım ya kutuyu, söyleyen kötü olmasa da “söyleteyim bari yapayın akıllısını” diyerek dinlemeyi değer buldum. Bu yaklaşımımı üç katmanda ele almış yapayın akıllısı:
- Teknik katman (bilim): Doğru soru yoksa → cevap bulanık oluyor;
- Keşif katmanı (öğrenme) :Yanlış soru → daha iyi sorunun kapısını açıyor
- Liderlik katmanı (senin alanın 😉) En kritik beceri olarak anladım ki;
- 👉 Doğru cevabı vermek değil, doğru soruyu görünür kılmaktır asıl beceri
…ve işin en ilginç yanı bu örneği ben istemeden “Musto Dede” ile ilgili birikimleriyle“İlham Veren Liderlik” in ikinci evresi olan “KaL2” ile ilişkilendiriverdi ve anladım ki:
- Ben bir çerçeve sundum
- O bir sınır çizdi
- Oğlum soruyu yeniden formüle etti ve
- Hakikat daha net ortaya çıktı. Bunlara bakarak ben de cümleyi şöyle revize ettim:
- “Cevap, doğru soruyla anlam kazanır ve ustalık, soruyu dönüştürebilmektir.”
Bu kadar hızlı geçişler, hızlı bağlantılar (insight), üç şeyi aynı anda yapıyor ama zihnimin öngörü ve kabul sınırlarını da zorluyor:
- Kalıplar kırılıyor:
- Zihin normalde lineer giderken: A → B → C
- Bazen A → Z sıçraması olur; → öngörü burada zorlanıyor
- Kategori değişiyor:
- Ben “baklagil çiçeği” üzerinden düşünürken,
- Oğlumun sorusu bizi “morfoloji” kategorisine geçirir ve → aynı bilgi, başka çerçevede anlamlandırılmış oluyor
- Zaman sıkışıyor:
- Normalde deneyimle öğrenilecek şeyi bir anda fark ederim→ buna “içgörü yoğunluğu” dendiğini bana öğretiyor .Bunu dilimden düşürmediğim, liderlik bağlamında söylediğimde: “Mikro Beceri” yoluna dönüyor rotam..
- 👉 Hızlı bağlantının Mikro aydınlanma yarattığı ve
- 👉 Sürdürülebilir ustalıkla yavaşça sindirmeye çalışırken:
- Insight’ın beni ileri fırlattığını ve
- Refleksiyonun beni yerime mıhladığını ve bunun da sürtünme katsayısını artırarak beynimi sürmenaja doğru ilerlettiğini görüyorum.
- Bu gelgitlerde yaşadıklarım beni: 👉 “Anlamı birlikte inşa etme” becerisinin kalbine götürüyor…Çünkü:
- Tek başına düşündüğümde → benim doğrularım vardı; hatta bunlara kanıt aramak için çatıya bile çıktım. Ancak
- Başkasıyla, oğlumla etkileşime girdiğimde → daha doğru sorular doğdu
Sözün özü; “Küçük Beceriler Serisine” ara verdiğimi sanıyordum. Öyle değilmiş; zihnin hızlı öngörüleri beni kuşlardan, çiçeklerden aldı yine “İlham Veren Liderlik” çerçevesine soktu. Nasipse yarın devam ederim. Şimdi buna bir görsel bulayım ve …
Doğru sorular, yanlış sorular ve cevapların anlamı konusunu “KeL2“evresine bağlarsam
Önümde verimli bir yol açılır mı ?
Öykücü (alter ego)












