Yaşam Büfesinde “Edep(siz)”

“…Üç mühendislik öğrencisi, insan bedenini nasıl bir Tanrı’nın tasarlamış olabileceğini tartışmaktadır. Birincisi, “Tanrı bir makine mühendisi olmalı“der, “şu eklemlere bir baksanıza !”. İkincisi “Hayır” der, “bence Tanrı elektrik mühendisi…Sinir sisteminde binlerce elektrik bağlantısı var çünkü“. Üçüncüsü “Yok” der, “Bence Tanrı kesinlikle bir inşaat mühendisidir. Oyun parkının ortasından kanalizasyon borusu geçirmek başka kimin aklına gelir ?“…Kim edepli, kim edepsiz, kim bağırsakların temizlenmesinden söz etti ?…”

MAME Dörtlüsü > Siyasi ve ekonomik gerçekler acıtırken biraz mizah katarak demir atabilmek

Merhaba

Her şey güzel olacak” diyerek geldiğimiz günlere genelinde şükredip, düşen vigorumla baş başa gölgelere sığınıyorum. Çeşme bile sıcak ve yetmişinden sonra sabahın serinliğinde deniz daha bir keyifli… “Bugün etraf çok kirli; sakın temizlemeye kalkma” diye uyarıyordu Nezuş bu sabah. Bugün daha kirli olması doğal; çünkü dün pazardı ve hafta sonu günü birlikçiler arabalarını ta denizin dibine kadar getirip karpuz kabuklarıyla bira şişelerini hatıra diye bırakıp gidiyorlar. Şaşkın mıyım ? Hayır. Kızgın mıyım ? Hayır. Ne kızarak ne de tepki göstererek enerjimi azaltmak, yitirmek istemiyorum. “Karanlığa küfretmek” yerine yapabildiğim kadarıyla temizlemeye çalışıyorum. En çok sinir edeni de şezlongunda oturup “aferin sana amca, kolay gelsin” diyen öküzler oluyor. Aslında bunu da yadırgamamak gerek; çünkü Karşıyaka’da en popüler barlardan birinin adı “Öküz“. Keyif için bile olsa “Öküz”e prim veren ve öküzleşmek için parayla sıraya girmek bu denli kabul görüyorsa bu ülkede deniz kenarında karpuz kabuklarını bırakıp gitme öküzlüğü de özlenen bir şey olsa gerek…Hele geçen gün denizden çıkan postacı Ali dayı atıkları topladığımı görüp de “Mustafa bey tek başına olmaz; size bir iki kişi yardım etmeli” demez mi ? İçimden ya sabır çek “Sen varsın ya, gel Ali dayı” dedim ve o gün bugündür Ali dayı bana küs…

Çevre temizliğinden sonra ben denize sadece ıslanmak için giriyorum. Yüzmeyi sevmiyorum. Daha doğrusu denize girince bir ürperti oluyor ve hemen üç kere dalıp çıkıyorum. Daha sonra şezlonguma oturup kitabımı okuyorum. Nezuş yaklaşık bir saat yüzdüğü için bana da rahatlıkla yarım saatlik kitap okuma zamanı kalıyor. Arada bir okuduklarımı içselleştirmek için gözlerimi kapayıp denizin dalgalarının sesini dinliyorum. Hemen Portofino canlanıyor belleğimde gerek nişanımızdaki melodisiyle gerekse iki kez gidip de dondurmasını yediğimiz şirin kıyısıyla. Ardından müzikler peşi sıra istilaya devam ediyorlar. Portofino’dan sonra Roberta’yı okuyan Pepino Di Capri‘nin kadınsı (!) kadife gibi sesi çınlıyor kulaklarımda (https://www.youtube.com/watch?v=yQGSfJFIYhI). Elli dört yıl önce Fuar Evlendirme Dairesinde nikah masasına yürürken Roberta’nın çalınmasını istemiştim Polis Armoni Mızıkasından kurduğumuz orkestranın trompetçisi Necmi abiden; ama nasip olmamıştı. Geçmişe bu denli takılınca deniz kenarında okuduklarımı özümsemek için gözlerimi kapadığımda bu kez Orson Welles öne çıkıyor: “I know what it is to be young, but you, you don’t know what it is to be old…” sözleri Hollanda Gröningen yolcusu torunum Barış’ın yaşayacağı serüvenlerine uzanıyorum ve gözlerimi açıyorum. Çünkü karabasanlardan korkuyorum. Umutlarım nedense korkulara dönüşüveriyor. Bu kadar deniz kenarı yeter diyerek dönüşte Sözcü’mü de alıp eve geliyorum. Kahvaltı rutinimiz gereğince zengin, abartılı olmadan besleyici. Ayrıca keyifli ve “Bugün de doyduk; afiyet olsun” ile şükür ve şükran dolu. Çünkü yiyebiliyoruz; yediğimizi hissedebiliyoruz ve keyif alıyoruz. Ardından internette düzenli olarak izlemeye çalıştığım ve sizlere de önerdiğim dört kişi var. Bunlar

* Erol Mütercimler (https://www.haberler.com/erol-mutercimler/biyografisi/ ) ve

* Memduh Bayraktaroğlu (https://www.biyografya.com/biyografi/7348) : İkisi birbirinden çok farklı ve genellikle siyaset ağırlıklı.

* Attila Yeşilada (https://kidega.com/yazar/atilla-yesilada-097835) ve

* Murat Muratoğlu (https://www.sozcu.com.tr/kategori/murat-muratoglu/ ): Daha çok ekonomi konularında uzmanlıklarını ve tarzlarını seviyorum.

Bu dörtlüye “MAME Dörtlüsü” dedim ve birkaç kare ile bir kolajda buluşturup yazıma ekledim. Amacım onları size tanıtabilmek ve ilginizi çekerse izlemenizi önermek. Dörtlünün YouTube videolarından kolaj yaptığım görselden birkaç cümleyi alayım da neden ilgi alanımda oldukların ilişkin mesajı vurgulamaya çalışayım.

Ne diyor gazeteci Memduh bey “Gazoz kapağı bir kez açıldı mı, gazı kaçar…TC ni yönetenlerin gazı kaçtı…” ve Murat bey de Japonya’daki G20 toplantısını kırılma noktası olarak görüyor ve Cüneyt Arkın’dan alıntı yapıp “Ben senin kancık kelleni ödlek bedeninden ayırmaya geldim” ile sözlerini uyaklı cümlelerle sürdürüyor. Ben her gün Murat beyin Sözcü’deki köşesini keyifle okuyorum.

Attila beyi de İzmir Ticaret Odası’nda “Kahvaltı Sohbeti”nde konuk konuşmacı olduğumda “S4.0/E4.0″ için internette gezinirken tanıdım. Çok sevdim. Hep izledim. Burada aldığım pasajdaki “Serbest piyasa ekonomisi sık sık finansal krizler üretir…Çünkü açgözlülük üzerine kurulmuştur. Açgözlü olmazsanız…” sözlerini aldım. Peki, açgözlü olmazsak ne olurmuş ? Bunun yanıtını da Memduh beyin diğer sözlerinde bulalım. Bundan önce kolajdaki sıraya göre Erol beye kulak verelim: “Türk sağının büyük hastalığı olan iki şeye sahip; entellektüeli yok çok sığ, çöl ve demokratlaşmayı bir türlü öğrenemedi biat kültüründen dolayı…” Bu durumda kim edepsiz ? ve işte Memduh bey “Bizimkiler alaturka kurnazlık yaparlar…Onlar zeki ve zeki insan kurnaz insana karşı aptala yatar, bizimkiler ise…”ha s*ktir ordan”…”İşte Memduh beyin tarzı bu ve kolajın bir yerinde bizimkilerin ekonomi yönetimindeki ahbap çavuş ilişkisi nedeniyle açık seçik lafını esirgemeden “Bizimkiler enseye tokat, g*te parmağa alışmış. öyle görmüşler abi  ve … bu zihniyetle yönetildiği sürece bir adım dahi ileri gidilemez…” Dörtlünün sözleri hep bildiklerimiz olsa da ben seviyorum. Belki de bunun en temel nedeni “Beyin ne ararsa onu bulur” deyişinde gizlidir. Diğer bir deyişle benimkisi sanki “Dervişin fikri neyse zikri de oymuş” un yansıması (terzinin elindeki makas uysa da uymasa da).

Sağlık ve esenlik dileklerimle umarım MASE Dörtlüsü ilginizi çeker ve açık ve aydınlık yollardaki öğrenmelere katkısı olur.

Öykücü