Yaşam Büfesinde “Penguenle Sevişmek”

“…Temel ve Dursun Güney kutbuna gitmişler. Eskimo köyünün dışındaki bir igloda bir ay kadar vakit geçirdikten sonra köydeki barın barmeniyle sohbete başlamışlar. “Sizin buralarda beyaz kadın bulunur mu ?” diye soran Temel’e şaşkınlıkla bakan barmen “Bulunur” demiş. Temel “Peki siyah kadın bulunur mu ?“diye devam edince, barmen “Ara sıra” demiş. Temel’in üçüncü sorusu da “Yarısı siyah yarısı beyaz kadın bulunur mu ?” olunca barmen kızgınlıkla şaşkınlık arasında sertleşen sesiyle “Olur mu öyle şey ! Bulunmaz” demiş tersleyerek. Temel, Dursun’a dönmüş ve “Desene Dursun biz bir aydır Penguenle sevişiyoruz“…”

Merhaba

Yazımın girişindeki fıkra oldukça bayattır. Özellikle “GAT/MAS/RAW” üçlüsüne odaklandığım son on yılda defalarca kullandım. Neden şimdi ve burada ? Yanıtından önce hemen aşağıdaki tek slayta bakalım.

Fıkranın yanıtı bu slaytta nettir. Türkçe (beyaz diyelim) nin arasına İngilizce (siyah olsun) kavramların kısaltmaları girmiştir. Birileri (veya çoğu) bu tür kullanımları dilin erozyonu olarak görse de akılda kalıcılık açısından bazen kaçınılmaz oluyor (bu da benim tarzım). Ya da ben böyle algılayıp yaptığıma kılıf uyduruyorum. Buna rağmen bir faydası yok mu ? Bence var. Azıcık da olsa yabancı dile ısındırmak ve bir küçük adım olsun atabilmek. Bunu özellikle yeni iş kollarında çalışırken çok göreceksiniz. Ara sıra Netgillerin çatısındaki kafeteryada çalışanların konuşmalarını tanık oluyorum da tam birer penguen. Ne onların Türkçe karşılık bulma gibi bir arayışları var ne de arasalar bulabilirler. Kaldı ki böyle yapınca global iletişimlerinde yeterince (ve hatta hiç) İngilizce bilmeseler bile anlaşıp çözüme erişebiliyorlar. Türkçe karşılığını bulup yerleştirmeye çalışsak ne işe yarayacak ? Sözcüklerle uğraşmak değil amaç…Amaç sonuca ulaşmak hem de “Stratejik Üçgen”in dikkat çektiği üç kriterde optimumu bularak. Yukarıdaki slaytı yarın HAGEM (Havagazı Gençlik Merkezi) deki ikinci konuşmamda sevgili Utku’nun finaline katkı sağlamak için kullanacağım. Tek slaytta üç ardışık seansla çok şey anlatılabilir. Neler mi ?

Özgüven, GAT dengesiyle, MASlaşmak için RAW olabilmektir” demek ne demek ? Açıklaması bizi birkaç temel tanıma götürür. Önce GAT Dengesini ele alalım.

“GAT Dengesi” ne demektir ?

Bu tanımı özellikle “Kurum/Birey” ilişkisinde “İş&Siz” olarak düşünelim. “Bu dünya al gülüm, ver gülüm dünyasıdır”. İlk iş başvurunuzda bile kurum sizden nasıl yararlanacağım diye bakıyor siz ne kadar maaş alacağınızın hesabını yaparken. Ve siz kuruma daha ilk günden verebilecekleriniz için umut veremezseniz sizi neden işe alsın ki ? “GAT” ın açılımının “Give And Take / Ver ki alasın” olduğuna göre önce vereceksin; en azından verebileceklerinin umudunu. Sonra alacağını düşüneceksin. Zor bir konu ve belki de haksızlık gibi görünüyor. Hele bir de Dr.Maslow‘un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi” nin tabanındaysan; henüz fiziksel ihtiyaçlarının tatmini içindeysen. Yine de gülün kokusunun veren ele bulaşacağını hiç aklından çıkarma.

Bu durumu her yerde, her aşamada görebiliyoruz. Şok uygulama isterseniz; asprin uygulamasını tedavi kabul ederseniz ve emeksiz yemek yapmak, zahmetsiz rahmet beklerseniz ve dikensiz yollarda short-cut’larla sorunları çözmek isterseniz GAT Dengesizliğinden nasibinizi alırsınız. Bu nedenle kimi zaman sıkışırız ve zorunlu maratonlar yerine “quick-wins” dediğimiz hızlı kazanımlarla IVncü kare etkinliklerinde oyalanırız. Günü kurtarırız. Kaybolan anahtarı ışığın altında ararız. Kolayına kaçarız. Sonuç “püfff”. Keyif sizin köy memet ağanın (Türkiye’nin ilk “Slow Food Köyü” olan Germiyan’daki memed ağanın (Kara Memet) evinin duvarındaki çizimleri gördünüz mü ?)…

Bu kadar yeter. Yazımın ekindeki film de bugünlerde hızlanan bir iletişimin paylaşımlarından etkilenip de “massa” da yediğimiz yemeği ve bonuslarının tadını yeniden anımsamamdır. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

Sağlık ve esenlik içinde hep aydınlık yarınlarda keyifli öğrenmeler diliyorum.

Öykücü