Yaşam Büfesinde “Bütünleşik Güçler”

“…Alplerdeki küçük bir Avusturya kasabasında yaşayan bir cift, üç yaşlarındaki kızlarıyla birlikte ormanda yürüyüşe çıkmışlardı. Anne baba bir anlığına çocuğu gözden kaybetmiş ve herşey bir anda olup bitivermişti. Çocuk buzlu göle düşmüştü. Çılgına dönen ana baba da çocuğun peşinden suya atlamıştı. Fakat onlar, gözden kaybolan çocuğu gölün dibinde bulana kadar yarım saat geçmişti. Çocuğu yüzeye çekip kıyıya çıkarmışlardı. Telefonla aradıkları ilk yardım ekibinin verdiği yönergeler doğrultusunda kalp-akciğer canlandırmasına başlamışlardı. Kurtarma ekibi sekiz dakika sonra geldi ve çocuğun durumuyla ilgili ilk kayıtları tuttu. Çocuk tepkisizdi. Ne kan basıncı, ne nabız ne de solunum vardı. Vücud sıcaklığı sadece 19 dereceydi. Gözbebekleri genişlemişti, ışığa tepki vermiyordu ve bu da beyin işlevinin durduğunu gösteriyordu. Gitmişti…”

Merhaba

Aralık ayının ikinci pazarında Karşıyaka-Mavişehir’den yazıyorum. Yaz gibi mevsim diye diye gerçek kış yüzünü gösterdi ve iki gündür fırtınayla serpiştiren yağmurdan dolayı sabah yürüyüşlerini yapamaz olduk. Dün az da olsa öğleden sonra, güneşin yüzünü gördüğümüz aralıklarda İrem’le deniz kenarı yürüyüşü, martılara ekmek atmak, kumlara yazı yazmak, sahipsiz köpeklere ev yemeklerinden artan yiyecekler vermek, oyun bahçesinde marketçilik oynamak sırasında yürümüş gibi oldum. Geçen hafta bugün de Kuşadası’nda Pine Bay’da SSTC İkinci Adım ustalık yolculuğunu tamamladık Utku’yla Aykutsan satış ekibine. Mükemmel üç gündü. Cuma akşamı başlayan öğrenme yolculuğu neşeli bir ortamda, öğrenme hevesi yüksek on kişilik bir grupla çok verimli geçmişti. Son karelerde dikkatimi çeken, ellerin havaya kaldırılmasıyla yapılan zafer işareti algıların güzelliğini yansıtıyordu. Bundan biraz konu edeceğim.

Yazımın girişindeki gerçek öyküyü Dr.Atul Gawande‘nin “Checklist Manifesto” isimli kitabının “Aşırı Karmaşıklık” başlıklı bölümden ödünç aldım. Bu öykünün sadece başlangıç bölümüyle birkaç konuyu bütünleştirerek bir mesajı pekiştirmeye çalışacağım. Bu kez öykümün devamını vermeyeceğim. Meraklısı Dr.Gawande’nin kitabından okur ve gerçekten de “Kontrol Listesi”nin ne kadar yaşam kurtaran öneme sahip olduğunu daha iyi anlar. Belki de buradaki amacım olan mesaj, SSTC Ustalık yolculukları sonucunda kişilerin sahip oldukları değerlerin farkına varmaları ve kendilerine bir “disiplin çerçevesi” oluşturarak karmaşık görünen konuları, adımları, süreçleri “basitleştirmek” ve işi “kolaylaştırmak” ya da güçleri “bütünleştirmek” olabilir. Bakalım yazımdaki akıl seyrim nasıl gelişecek ve beni yüreğimin etkileriyle nerelere götürecek !

Dün üçüncü neslin (şimdilik) son Copcularıyla doyumlu bir Cumartesi yaşadık. Geleneksel yemeğimizin paylaşımı güzeldi. Sevgili doktorumuz Prof.Eray‘ın Fransa-Lyon‘daki yeni şeyler öğrenme ve ”baltayı bileme“ serüveni, bir haftalık ayrılıktan sonra bugün mesleğinde farklılık yaratma adına kişisel gayretleriyle ustalık kapılarını her koşulda zorlama gayretleri başarıyla sonuçlanıyordu. Türkiye’ye doğru salimen yola çıktığı hebarini almak da yüreklerimizdeki heyecanları dizginliyordu. Çok şükür. Lider yönetici Ümit de Bursa’dan İstanbul üzerinden Ankara yolculuğunun da 2013 kararlarının verilmekte olduğu 2012 nin bu kritik son günlerinde umuyoruz ki “hakedilen ve hayırlara neden olacak edinimler“in müjdecisi olacaktır. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Biz “niyetimizin safiyeti” ve Kartezyen düşünce tarzıyla dört temel soruyu kendimize sorup dürüstlükle yanıt verelim, farkındalıklarımızı geliştirelim ve “kontrol listemiz“i doğru yapalım da gerisi Allah’a kalmış. Aynı dualar ve dilekler Keremgillerin başı çektiği Netdirekt büyüme, gelişme ve dönüşme yolculuğunda da bir başka anlam ve öneme sahip. Yazımın bu bölümü için “Karşıyakalılarız” isimli fotoğrafımızı yan tarafa ekleyeceğim.

Geçen hafta sonu kaldığım Pine Bay’da odamın balkonundan cep telefonuyla çektiğim yandaki manzaraya baktığımda 1993 yılı geldi anılarıma ve hüzünle. Rahmetli arkadaşım, meslektaşım, çocukluk mahalle arkadaşım, mavi keten pantalon ve kırmızı T-shirtlerimizle kan kardeşler gibi altmışlı yılların başlarında Bahri Baba Parkında kız arkadaşlarımızla (Nezuş ve Ziynet) gelecek hayallerimizin can yoldaşı Prof.Dr.Lâtif Çağlayan‘ın organize ettiği 25 nci yıl kutlamalarını da bu otelde yapmıştık. Sevgili Hayrettin’in video karelerinde birkaç silik fotoğrafa yansıdığı gibi Sevgili Prof.Fatoş Kutay‘ın duyarlı gözleri ve uyarılarıyla ertesi hafta doktora giden Lâtif’in yaşam gücü hızla düşmüş ve ertesi yıl vefat etmişti. Eşi sevgili Ziynet de bu hasrete dayanamamış ve bir yıl aradan sonra o da genç yaşında vefat etmişti. Pine Bay böyle acı/tatlı anılara sahip bir otel benim için. Bu yıl başında AS ın seçilmiş müşterilerine de kurumsal beraberlikleri geliştirmek için “yere sağlam basmak” mesajlı tanıtım toplantısını yine bu otelde yapmıştık.

Şimdi 2012 nin son ayında hüzünlerden arınıp biraz da yaşadığımız yılın hesabını yapmak ve

1.Neyi “İYİ” yaptık ?

2.Neyi yaparken “ZOR“landık ?

3.Gelecek yıl neyi “FARKLI” yapacağız ?

sorularına hem bireysel hem de kurumsal düzeylerde bütünleşik yanıtlar vermeye çalışacağım. Buradaki kurumsallığı daha çok koordinasyon görevleri üstlendiğim “Netdirekt”olarak ele alacağım. Çok hızlı bir büyüme eğilimi içindeler. Yaşadıkları pekçok küçük anı yazımın girişindeki öykünün devamında açıklanan aşamalarda olduğu gibi çok yüksek riskler içeriyor. Bu nedenle HACCP prensiplerini düşünmelerini istiyorum. Madem ki Teknik Destek Operatörlerinden (TDO) gelişme gösterenleri Teknik Destek Uzmanı (TDU) dediğimiz bir “usta düzeyi” yarattık o halde; ustanın kendiliğinden yapması gerekenler var tıpkı HACCP kuralları gibi. Bu da beni yazımın girişindeki öykünün ödünç alındığı Dr.Gawande’nin “Checklist/Kontrol Listesi“ne götürüyo ( http://gawande.com/the-checklist-manifesto ). Birkaç başlangıç satırı konunun ve yazının ana mesajını yansıtmaya yetiyor.

Dr.Gawande için otorite diyor ki “…Gawande begins by making a distinction between errors of ignorance (mistakes we make because we don’t know enough), and errors of ineptitude (mistakes we made because we don’t make proper use of what we know)…” Bu kadar güzel anlatılabilirdi ! Helal olsun.

Aslında biraz daha derinlere inip de geçmişin yüklediği öğretilerin uyuşan parçalarını bir araya getirip yorumladığımda ikisi arasındaki farkın “Yönetici” ile “Lider” arasındaki farka çok benzediğini görüyorum. Yirmi sene önceydi. İstanbul’da havalimanına yakın Holiday Inn Oteli, henüz yeniydi ve hatta tamamlanmamıştı. CINOS un ilk evresindeydik. Duble Peter Hocalarla “Leadership and Coaching” eğitimindeydik. Bu eğitim SSTC (by Dr.Kern) ve SSFW (by B.Ian Coleman) dan sonra seçilmişlerle yapılan “Sırada Öne Geçme” öğretisinin çerçevesiydi. Orada öğrenmiştim liderle yönetici arasındaki farkı. Daha sonra bu farklılık Bay Covey‘in Etkili İnsanların Yedi Alışkanlığı isimli kitabındaki öğretilerle pekişmişti. Sıralanan çok sayıdaki farkları sadeleştirmiştim. Tek bir anlatım bence yetiyordu. O da, “Yönetici işleri doğru yapar”; “Lider” ise “doğru işleri” yapar şeklinde yer etmişti benliğimde.

Bu nedenle yirmibeş yıldır seçilmiş ve gönüllülerle çıktığım SSTC Ustalık Yolculuklarında, kurumsal kültürün ilk adımı olarak, sıraya girmenin çabaları olarak dört günde verdiğimiz “sistem disiplini” içinde “doğru işleri” kendilerinin bulmalarını istiyoruz katılımcılardan. Her zaman yinelediğimiz bir temel yaklaşım var bizim SSTClerimizde: Bizde “doğru/yanlışi” yok; biz sizin kendi stiliniz içinde sahip olduğunuz değerleri etkinleştirmenin yollarını gösterip size bir diyet reçetesi değil bir kontrol listesi veriyoruz” diyoruz. İşte bu yaklaşım da bizim SSTC mizle Dr.Gawande‘nin dikkat çektiği konuları örtüştürüyor. Bunu da “Yere Sağlam Basmak” görselimle bir daha paylaşmak istiyorum. Ayak figürünü de bu kez beş temas noktasında “bütünleştirilmiş güçler“le SSTC sistem disiplini için yine ekteki bir görselle özelleştireceğim.

Bugünlerde yeni bir film montajlamak istiyorum. Bu filmde altı yıl önce Bursa’da yaptığım bir “İzleme Çalıştay“ından seçilmiş kareler; bugün bir Japon şirketine genel müdür olan meslektaşımın o günlerde sözünü ettiği prensipleri anımsatma ve etkin konumdayken neler yapılabileceğini yansıtma mesajı; geçen hafta tamamlanan son SSTC den kesitler ve aralara sıkıştırılmış “Copculaşma” görüntüleri olacak ki bakalım gerçek yaşamda “Görseli Etkili Kullanma Becerisi“ni AIDA nın son harfinin beklentisine uyacak şekilde gerçekleştirebilecek miyim ? Filmi ve birkaç sayfalık tanıtıcı yazımı seçtiğim bir kitapla birlikte arkadaşıma göndereceğim. Kitap da bütünleştirici etki yapacak şekilde seçilmeli. Seçtim de. Daha önce kısaca sözünü ettiği ve Harvard İş Okulu kitapları serisinden “Dikkat Ekonomisi” olacak. Kitabın sanırım 112nci sayfasından da alıntı yapıp “12 maddelik” listeyi, bir yandan SSTC öğretileriyle diğer yandan da Dr.Gawande’nin ana mesajıyla bütünleştireceğim. Beklentim de yine Sevgili Utku’yla Japon İş Kültürüne sahip yeni bir grupla yeni bir SSTC Ustalık Yolculuuna çıkabilmektir.

Görelim bakalım “acta non verba/laf değil eylem” bu kez benim tarafımdan ne kadar yaşama aktarılabilecek ! Sanırım beni bu konudaki çabalarımı ve sonuçlarını Sevgili Kerem ölçmeye kalkacaktır. Yapar da !

Nice ustalık yolculuklarınız, bütünleşik eylemleri yansıtan kontrol listelerinizin yardımlarıyla hep aydınlık yollarda ve hasarsız geçmesi dileklerimle.

Öykücü